<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlker GÜVEN &#187; Hayata Dair</title>
	<atom:link href="http://www.ilkerguven.com/category/hayata-dair/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ilkerguven.com</link>
	<description>Bir Garip Blog</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Dec 2011 19:32:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Fatih’in Son Seferi</title>
		<link>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/fatih%e2%80%99in-son-seferi.html</link>
		<comments>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/fatih%e2%80%99in-son-seferi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jul 2011 15:23:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Güven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Fatihin son seferi]]></category>
		<category><![CDATA[Fatihin son seferi nereye]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih’in en son nereye gidiyordu]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih’in ölüm sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih’in Son Seferi]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih’in Son Seferi nereye]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih’in Son Seferini nereye yapıyordu]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih’in zehirlendi mi]]></category>
		<category><![CDATA[kızıl elma]]></category>
		<category><![CDATA[kızıl elma nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilkerguven.com/?p=711</guid>
		<description><![CDATA[// İstanbul fatihi Rönesans hükümdarı Fatih Sulan Mehmed Han hazretlerinin yaptığı her savaşın, kazandığı her zaferin, feth ettiği her kalenin, koyduğu tüm kanunların ses getirmesi gibi, büyük Sultan’ın vefatı -şehadeti- da oldukça ses getirmiştir. Fatih’in vefatı üzerine bugüne dek süren iki büyük tartışma vardır. Bunlardan ilki vefat nedenidir ki çoğu tarihçi zehirlenerek[1] şehit edildiği yönünde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><p><script type="text/javascript">// <![CDATA[
 google_ad_client = "pub-1947025698569641"; /* ilker */ google_ad_slot = "6201718580"; google_ad_width = 468; google_ad_height = 60;
// ]]&gt;</script>
<script src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type="text/javascript"></script></p></p><p>İstanbul fatihi Rönesans hükümdarı Fatih Sulan Mehmed Han hazretlerinin yaptığı her savaşın, kazandığı her zaferin, feth ettiği her kalenin, koyduğu tüm kanunların ses getirmesi gibi, büyük Sultan’ın vefatı -şehadeti- da oldukça ses getirmiştir.</p>
<p>Fatih’in vefatı üzerine bugüne dek süren iki büyük tartışma vardır. Bunlardan ilki vefat nedenidir ki çoğu tarihçi zehirlenerek[1] şehit edildiği yönünde fikir bildirse de bir kesim tarihçi de nıkris hastalığından[2] dolayı vefat ettiğini söylemektedir. Bu şuan da ele adlığımız bir konu değil fakat yazı içerisinde Fatih için şehit edildiğini kabul ederek devam edeceğim.</p>
<p>Günümüze kadar uzanan ve hala kesin delillerle kanıtlanamamış bir diğer konu ise Fatih Sultan Mehmed Han’ın Bâb-ı Saadet’ten ayrılıp şehadetine kadar geçen 7 günlük sürede yaklaşık 300 000[3] kişilik ordusuyla nereye sefer düzenleyeceğidir. Fatih Avrupa yakasındaki saraydan ayrılıp Anadolu yakasına geçerek Maltepe’deki ordu karargâhına gelmiş ve birlikleri burada toplamıştır fakat geçen 7 günlük sürede hastalığı ağırlaşmış hünkâr çayırında 3 Mayıs 1481[4] yılında vefat etmiştir. Fatih seferin nereye olduğunu seferin güvenliği için kimseye söylememiş, gizli tutmuştur(Bkz:<a href="http://www.cyber-warrior.org/Forum/kizil-elma-nerede-_414404,0.cwx"> Kızıl Elma</a>[5]) Bu nedenle –kesin olmamakla birlikte- 300 bin kişilik ordusunu nereye götürdüğü bilinmemektedir. Dönem tarihçilerinden bu yana muamma olarak gelen bu sefer hakkında ordunun konumu, Fatih’in gittiği yön ve bulunduğu dönem içinde -1480- diğer devletlerin durumunu incelediğimde şahsi görüşüm olarak 3 farklı sefer yolunun mümkün olduğunu düşünüyorum. Bu 3 yol; doğuda geniş bir coğrafyada yer bulan, bugünkü Azerbaycan ve İran coğrafyasına yerleşmiş olan Akkoyunlular devleti, Güneyde 1468 yılına kadar iyi anlaşan fakat daha sonra ilişkileri kötüye giden ve Dulkadiroğlu beyliği yüzünden gerginleşen Memlukler ve Roma. Günümüz tarihçileri Roma hakkında her ne kadar <strong>mümkün değil </strong>görüşünde birleşseler dahi söz konusu İstanbul Fatih’i olduğu için Roma bana göre –mantıklı sebeplerini yazının devamında açıklayacağım- Fatih için makul bir hedeftir. Tek tek yukarıda saydığım 3 tezi inceleyeceğim ama öncelikle Osmanlı Coğrafyası hakkında fikir sahibi olmanız için aşağıdaki haritaya bakmanızı öneririm.</p>
<p><img id="internal-source-marker_0.3988181459061957" src="https://lh6.googleusercontent.com/OkxGT5dVOQfjgjpYOFtTIv1NfWd1ccxtqQPih7eUouxye1ywocguBxtQm30AtCvssLM95KB6Xyx173aBwRLGIsro7MC31MPuQwYrSfcwOgMQ-VfC7cgS6qjiiucf2WM" alt="" width="569" height="437" /></p>
<p><strong>a) Doğu Seferi</strong><span id="more-711"></span></p>
<p>Yukarıda belirttiğim ve haritada gördüğümüz gibi Osmanlı Devletine doğuda tehdit oluşturan tek devlet Akkoyunlu devletidir. Dolayısıyla Fatih’in Akkoyunlu devletine bir sefer düzenlemesine ne sebep olabilir gibi bir soru geliyor aklımıza. Bu nedenle Fatih döneminde Osmanlı-Akkoyunlu ilişkilerini inceleyelim.</p>
<p>Fatih 1453[6] yılında İstanbul’u feth ederek devleti imparatorluk haline getirmiştir. Bu dönemde doğuda en büyük sorun Karamanoğulları Beyliği’dir. Karamanoğulları’nın kuzeyinde bulunan Akkoyunlular ise Karadeniz kıyılarına talip olan bir diğer beyliktir. Bu iki beylik batıda büyüyen Osmanlı İmparatorluğunu durdurmak adına birbirlerini Osmanlıya karşı sıkça desteklemişlerdir.</p>
<p>1453 tarihi her iki devlet içinde –Osmanlı, Akkoyunlular- büyük önem teşkil etmektedir. Zira Fatih Bizans’a son vermiş Osmanlı’yı imparatorluk haline getirmiş devletin bütünlüğünü sağlamış ve 1451-53 arasındaki –kendi adına- buhranlı döneme son vermiş, kendisini Türklerin, Müslümanların ve yeryüzünün büyük hükümdarı olarak görmektedir. Aynı tarihte Akkoyunlular Devletinde taht kavgalarına son veren Uzun Hasan[7] devletin belini doğrultmuş kısa zamanda çevresindeki küçük beyliklere son vermiş ve Osmanlı’ya karşı birlikte savaştığı o zamana kadar sözde biat ettiği Karaman beyine karşı savaşıp Erzincan’ı ele geçirmiştir. Kısa zamanda Anadolu’da iki büyük devlet Osmanlı İmparatorluğu ve Akkoyunlu çekişmesi baş göstermiştir. Uzun Hasan Osmanlıları Anadolu’dan atarak topraklarını ele geçirmek istiyordu. Bu nedenledir ki Osmanlılar karşı Venedik, Papa, Trabzon Rum İmp. gibi Hıristiyan devletlerle iş birliği yapmıştır hatta Trabzon İmparatorunun kızı ile evlenerek[8]  bizzat Trabzon’un müdafaasını üstlenmiştir. Fatih ise bu olanları görüyor, Anadolu’da yeni fethedilen yerleri elde tutabilmek ve Anadolu’daki Osmanlı hakimiyetini kalıcı yapmak adına ilk iş olarak Trabzon Rum İmp. son vermek için sefere çıkar. İki devlet arasındaki ilk sıcak münasebet bu sefer sırasında Yassı-çimen[9]  üzerinde yaşanmış hemen ardından Fatih 15 Ağustos 1461 tarihinde Trabzon’u fethetmiştir.[10]  Trabzon’u Osmanlı’ya kaptıran Uzun Hasan Anadolu hakimiyeti için önem teşkil eden Karaman bölgesini de kaybetmek istemiyor Fatih ise bu bölgenin önemini bildiğinden mutlak hakimiyet istiyordu. Ve yine iki devlet karşı karşıya gelmiş bulunuyordu<em>. Bu arada bir parantez açmak istiyorum 1463 yılında Anadolu’da yaşanan bu karışıklıklar ve gerek Karamanoğulları gerekse Akkoyunlular’ın Hıristiyan devletlerle olan samimiyetleri neticesinde Venedik de bu ittifaka katılıp Osmanlıya karşı 16 yıllık bir savaşın başlamasına karar vermişlerdir.</em> [11]<em> Bu <strong>“c maddesinde</strong>” ele alacağımız Roma seferi için önemlidir. </em>1468 yılında Karaman beyliğine son verilmesi ve toprakların Osmanlı hakimiyetine girmesine rağmen Toros dağlarında ciddi bir savunma yapılmıştır<em>. Bu konuda “ <strong>b maddesinde</strong>” ele alacağımız Güney-Mısır- seferi için önem arz etmektedir. </em>Fatih Karamanlılar ile uzun süre mücadele etmiştir. Bu mücadele sırasında Akkoyunlular yani Uzun Hasan ise doğudaki topraklarını genişletmiş Horasan’dan Karaman sınırına kadar güçlü ve büyük bir devlet kurmuştur. 1465-70 yılları arasında Osmanlı ile doğrudan hiçbir şekilde mücadeleye girmemiştir. Uzun Hasan’ın önünde tek engel Fatih kalmıştır. Bu dönemde iki devlet karşılaştırıldığında aralarında pekte güç farkı olmadığı görülür. Nihayetinde 1472 yılında Uzun Hasan büyük saldırınsa başlamış ve Tokat’ı harap etmiştir. Beklenen büyük karşılaşma 1473 yılında Otlukbeli’nde meydana gelmiştir. [12] Savaş sonucunda Akkoyunlular ağır bir yenilgiye uğramış ve İran-Azerbaycan coğrafyasına sürülmüşlerdir. Bu tarihi yenilgi sonucunda devlet bir daha toparlanamamış ve yıkılma sürecine girmiştir.</p>
<p>Bu bilgiler ışığında bakıldığında Osmanlı-Akkoyunlu arasında ciddi bir mücadele var ve bu mücadele 1473 yılında Osmanlı’nın mutlak zaferi ile son buluyor. Bu bağlamda baktığımızda 1481 yılında Fatih Sultan Mehmet Han hazretlerinin Doğuda pasif olan ve parçalanan Akkoyunlu devleti üzerine 300 bin kişilik devasa bir orduyla yürümesi akıl karı değildir ki İstanbul’un Fatihi döneminin en zeki ve başarılı padişahı bu kadar amaçsız bir hamle yapmaz.</p>
<p><strong>b) Güney-Mısır- Seferi</strong></p>
<p>Birçok tarihçinin ortak paydada buluştuğu bu bilinmeyen seferin Mısır’a olduğudur ki günümüz tarih kitaplarında Fatih’in Mısır’a sefere giderken hastalanarak öldüğü yazar. Osmanlı-Memluk ilişkilerini de incelemeye alacağız.“<strong>a maddesinde</strong>” bahsettiğim üzere Toroslarda ki Karamanlıların savunmaları Osmanlı-Memluk ilişkilerin gerilmesinde başrol oynamıştır. Fakat öncesinde dostane ilişkilere genel itibari ile bakalım.</p>
<p>Osmanlı-Memluk ilişkileri ilk olarak 1453 yılında İstanbul’un fethinin hemen ardından tahta çıkan Sultanı el- Melikül Eşref Seyfeddin Aynal´ı kutlamak ve İstanbul’un fethinin haber vermek adına yolladığı elçi ile başlamıştır. Aynal, Fatih’i Ortodoks dostu olmakla suçlayan Karaman Beyi 2.İbrahim’i dikkate almayarak Fatih’in elçisini kabul etmiş ve aradaki dostluğu arttıran bir cevap mektubu göndermiştir. Ayrıca İstanbul’un fethi münasebetiyle Kahire ve civarında zafer kutlamaları yapmıştır. Osmanlı-Memluk ilişkileri bu şekilde iyi giderken birkaç ufak mesele iki devlet arasına nifak tohumlarını girmesine neden olmuştur. Bu ufak meselelerin büyümesindeki en önemli etken ise Fatih’in “Cihanşümul Hakimiyet[13]”ini –diğer Osmanlı padişahları gibi- benimsemesidir. Bu fikriyattan dolayı Fatih’in hareketlerinden endişelenen Aynal zaman zaman onu küçük düşürecek hareketlere teşebbüs etmiştir. Trabzon fethedildiğinde civar devletler Fatih’e tebriklerini iletirken Aynal buna gerek görmemiştir.</p>
<p>İki devlet arasında patlak veren ilk mesele hicaz su yolları meselesidir. [14] Dünya tarihinin gördüğü en büyük hükümdarlardan olan Fatih Sultan Mehmed Osmanlılardan hacca giden hacıların hicazdaki su kuyularının harap olması nedeni ile çok zor şartlara maruz kaldıklarını işitmiştir. İşbu nedenle ki Memluk devletine Hicaz yolu üzerindeki su kuyuların tamiratını, masrafların Osmanlı İmparatorluğu tarafından karşılanarak yapılması için ricada bulunmuş ve ustalar yollamıştır. Memluk sultanı ise bu isteği kendi iç işlerine karışmak olarak değerlendirmiş ve Osmanlı ustalarına hakaretler ederek geri yollamışlardır.</p>
<p>İki devletin çatıştığı bir diğer nokta ise Dulkadiroğulları Beyliğidir. Fatih’in Karadeniz’i Türk gölü haline getirmesi, Anadolu’da ki birliği sağlaması ve Torosların güneyine inmesi Memlukleri rahatsız etmiştir. Fatih’in Cihan Hakimiyeti arzusunu bilen Memluk sultanı Osmanlı’yı kendisine potansiyel bir tehdit olarak değerlendirmiştir. Bu nedenle aslında pasif bir beylik olan Dulkadiroğullarının bulunduğu bölge stratejik açıdan iki devlet arasında tampon bir bölge oluşturuyordu. Her iki devlette zaman zaman Dulkadiroğulları beyliğinin iç işlerine karışarak bölgeyi kendi istekleri doğrultusunda yönetmek istiyorlardı. Her iki devlette rakibinin bu beyliğe müdahalesini istemiyordu.</p>
<p>“1465 yılında, Dulkadir Beyi olan Fatih´in kayınbiraderi, Melik Aslan´ı, Kahire´de bulunan kardeşi Şah Budak öldürttü. Memlûk Sultanı Dulkadir Beyliğini Şah Budak´a verdi. Orada bulunan Türkmenler ise Şah Budak´ı istemedi, onlar Fatih´in yanında bulunan Şehsuvar Beyi istediler.<br />
Dulkadir Beyliği´nin başına geçen Şehsuvar, Fatih istemediği halde Memlûk topraklarına saldırılarda bulundu. Fakat, tutularak Kahire´de öldürülmesi üzerine, 1471 yılında Dulkadir Beyliği´nin başına Şah Budak geçti.<br />
Şah Budak burada fazla kalamadı. Kardeşi Alaüddevle Bozkurt, 1479 yılında Fatih´in verdiği kuvvetlere dayanarak Beyliği ele geçirdi. Bu durumu Memlûk hükümdarı iyi karşılamadı.”</p>
<p>İki devletin ilişkilerinin gerginleşmesi Fatih’in Aynal’dan sonra tahta oturan diğer Memluk sultanlarını tebrik etmemesi ve onlara yolladığı mektuplarda diğer Osmanlı padişahlarının kullandığı “babam” deyimini kullanmak yerine “kardeşim” deyimini kullanmıştır. Zira en büyük odur ve kimsenin kendinden üstün olduğunu kabul etmemektedir.</p>
<p>Fatih’in hoşnut olmadığı bir diğer nokta ise Müslüman dünyası için kutsal olan üç şehrin -Mekke, Medine, Kudüs-  Memluklerın elinde olması ve Memluklerın bu şehirleri kullanarak İslam dünyasını yönlendirmeyi amaçladığını düşünmesidir. Çünkü bu kutsal şehirler Müslüman dünyasında itibar ifade etmektedir. İlişkilerin koptuğu nokta ise Memluk devletine yollanan elçilerin başlarının kopartılarak “top” oynanmasıdır.</p>
<p>Tüm bu olumsuzluklara rağmen Osmanlı İmparatorluğu ile Memluk Devleti arasında Fatih döneminde doğrudan sıcak temas yani bir savaş olmamıştır. Sadece iki devlette Stratejik hamlelerde bulunmuşlardır. Peki iki devlet arasındaki ilişkilerin iyiden, giderek daha kötü bir hal alması nedeni ile Fatih’in ömrü yetseydi aralarında savaş olur muydu? sorusu aklımı kurcalamıyor değil. Fakat bunun cevabını bize Yavuz Sultan zaten veriyor. İleride bu iki devletin çıkarları birçok kez daha çatışıyor. Ama bu Fatih’in 1481 yılında hazırlandığı seferin Mısır’a olacağı anlamına gelmez. Olabilir fakat olmaya da bilir, kuvvetli bir ihtimal ve birçok Osmanlı tarihçisi bu yönde fikir beyan etmektedir. Şahsi fikrimi yazının sonunda bildireceğim ama öncelikle “<strong>c maddesinde</strong>” ele alacağımız Roma konusuna geçelim.</p>
<p><strong>c) Batı –Roma,İtalya- Seferi</strong></p>
<p>Çoğu yabancı tarihçi Fatih’in bu bilinmeyen son seferinin İtalya’ya olduğu konusunda epey görüş bildirmiştir. Fakat Osmanlı tarihçileri aksi yönde fikir yürüterek bu seferin Mısır’a yani Memluk devletine olabileceği ihtimalini daha kuvvetli ve gerçekçi bulmuşlardır. Çünkü İtalya seferi onlara göre tıpkı İstanbul’da olduğu gibi fetholunması muhkem olan bir diyardır.</p>
<p>Fatih’in İstanbul’u fethetmesi ile batıda oluşan “Fatih” korkusu birçok suikast teşebbüsünü yanında getirmiş, rivayetlere göre Fatih’in 1481 yılında sefere çıktığını duyan Papa ve Venedikliler bu seferin Roma’ya olacağını düşünerek Fatih’e suikast düzenlemişlerdir ki yazımın başında da belirttiğim üzere Fatih’in zehirlenerek Şehit edildiğini kabul ediyoruz.</p>
<p>Öncelikle Roma’nın Fatih korkusu nasıl başlamıştır ve Fatih ilk defa Roma’ya ne zaman saldırmıştır ona bakalım. Fatih tahta geçer geçmez hazırlıklara başlamış ve 1453 yılında Doğu Roma olarak nitelendirilen ve daha sonra Alman Hieronymus Wolff&#8217;[15]  tarafından Büyük Roma İmparatorluğunun onurunu kurtarmak adına Bizans adıyla anılan devlete son vererek Hıristiyan dünyasına unutulmayacak bir darbe vurmuştur. Romanın yeterince korkmasına yol açan bu olayın hemen ardından bizzat Roma’ya stratejik bir saldırı yaparak Ortodoks kilisesini Katolik kilisesinin seviyene yükseltmiş, Ortodoks kilisesi ile Katolik kilisesinin birleşmesini engellemiş ve Roma’nın etkisini azaltmıştır.</p>
<p>Fatih 18 yaşında tahta geçtiği için devlet içinde yaşadığı bazı sorunlar özellikle Çandarlı Halil Paşa’nın muhalif tavırları nedeniyle kararlarında rahat hareket edemiyordu. Ayrıca 18 yaşındaki “çocuğun” tahta geçmesi gerek Avrupa devletlerini gerekse Anadolu’daki diğer güçlü devletlerin ağızlarının sulanmasına neden olmuştur. Fakat 1453 yılında yani 21 yaşında İstanbul’un fethi ile hareketlerini sınırlayan bu muhalifliğe son vermiştir(Bkz: İdam edilen ilk Osmanlı Sadrazamı[16]) Kontrolü tam anlamıyla eline alan genç Hakan Anadolu düzenini ve birliğini sağlamış ve Avrupa’ya fetihler gerçekleştirmiştir. Avrupa fetihlerine baktığımızda İstanbul’un fethinden hemen sonra(1454-57) Sırbistan’a ard arda seferler düzenleyip orayı Osmanlı sancağı yapmıştır(1459) ve Sırbistan’da 350 yıl sürecek Osmanlı hakimeyeti başlamıştır. Bizans varislerinin Mora’ya sığınması ve rakipleri ile olan mücadeleleri sonucu Fatih’ten yardım istemeleri üzerine 1458 yılında Mora’ya ilk seferini düzenlemiş ve vergiye bağlamıştır. Fakat Bizans varisi iki kardeşin kendi aralarındaki rekabeti sonucu Mora’da çıkan huzursuzluklar diğer devletlerin ilgisini çekeceğinden dolayı Fatih çok hızlı bir şekilde Mora’ya ikinci seferini düzenlemiş ve Mora tamamen fethedilmiştir(1460). Trabzon Rum İmp. kendilerini Bizans’ın varisi olarak nitelendirmeleri ve Anadolu birliği için sorun teşkil etmeleri nedeni 1461 yılında “<em>b maddesinde</em>” de belirttiğimiz sebepleri dikkate alarak bu devlete son vermiştir. Böylece Bizans varisliği kavramına Osmanlı adına son vermiştir.</p>
<p>Yine “<em>b</em> <em>maddesinde</em>” değindiğimiz üzere Anadolu’daki Türk devletlerine-Avrupa ittifakına karşı doğu-batı cephelerinde yoğun bir şekilde mücadele etmiştir. Bu ittifak sırasında ilişkileri bozulan Venedik ile Mora ve Ege adaları nedeni ile sık sık deniz savaşı yapılmıştır[17] ve Osmanlı akıncıları Eflak, Boğdan, Bosna –Hersek ve Arnavutluk’un ardından 1477’de <strong>İtalya’nın kuzeydoğusunda yer alan Friuli’ye</strong> girerek bazı yerleşim alanlarına akınlarda bulunmuşlardır. Arnavutluk’un fethi sırasında Adriyatik’in karşısındaki yürekleri ağızlarına gelen Venedikliler bu küçük 1477 Friuli akını ardından 1478’de gelen daha güçlü kuvvetler ve başıbozukların yıpratıcı akınları nedeni ile 1479 yılında barış istemek zorunda kalmıştır. [18]</p>
<p>Burada biraz durup Osmanlı haritasına bakmak istiyorum. Yazımın başında verdiğim haritaya bakalım. 1479 yılı Fatih için oldukça önemli bir yıl. Anadolu birliği tamamen sağlanmıştır. Güneyde ise Dulkadiroğulları beyliğine Fatih’in desteği ile gelen Alaüddevle Bozkurt beyliği ele geçirmiştir. Bu nedenle Memlukler ile ilişkiler daha da kötü bir hal almıştır. Fakat Osmanlı’yı tehdit eden bir durum yok. Avrupa’ya baktığımızda Balkan’lar, Yunanistan ve Arnavutluk Osmanlı kontrolündedir. Deyim yerindeyse Osmanlı Doğu Avrupa’ya kazık çakmıştır ve düzlüğe çıkmıştır.</p>
<p>İtalya’nın 1479’daki durumuna baktığımızda ise İtalya coğrafyasında bulunan devletler arasında bir iç savaş söz konusudur. 1494 yılına ait aşağıdaki harita İtalya coğrafyasındaki devletler hakkında size fikir verecektir.</p>
<p><a href="http://setenayd.files.wordpress.com/2010/10/419px-italy_1494_v21.png?w=419"></a><img id="internal-source-marker_0.3988181459061957" src="https://lh6.googleusercontent.com/MMLTaGW9m0yTP7zow64DGWLbCUoGcwkBPhzek1HQVwRNb3pi3icEjZEdocxfcOkc7FEF7kFNaDPbAaaJLeMx4K3QjB5AaW-uunDGNhflaALSuq3RVi5V0VfRwTRGY3Q" alt="" width="419px;" height="600px;" /></p>
<p>Venedik 1479 yılında Osmanlı ile barış yaptığı sıralarda Katolik Ferdinand olarak bilinen İspanya kralı ile de savaş halindeydi ve İtalya’nın güneyinde yer alan Napoli Krallığı bu savaşta İspanya’yı desteklemekteydi. Venedik Osmanlı ile barış imzalar imzalamaz Fatih’e elçi yollayarak Napoli krallığına ait olan Puy ve Kalabra bölgelerinin Bizans göçmenleri tarafından kurulduğunu ve bu bölgelerin Bizans’ı yani İstanbul’u ve Mora’yı fetheden Sultanın hakkı olduğu içeren bir mesaj yollamıştır.</p>
<p><a href="http://i1140.photobucket.com/albums/n573/Count1453/bolgelerhtm_txt_bolge221.gif?t=1305029351"></a><img id="internal-source-marker_0.3988181459061957" src="https://lh5.googleusercontent.com/jD29V0_xJu-2K41EcqKBeN4_YFzaB8Z5684ProHlFWg4RwgRg9OXF3MVN4FsnamCJrhF5bRFPa4UXikEFT7E1jA8uk9WGgrwdgBYEPFXWXtR8I--EYd8d4trtXr8zcE" alt="" width="249px;" height="299px;" /><br />
Calabria-Puqlia (çizmenin ucu ve topuğu)</p>
<p><a href="http://i1140.photobucket.com/albums/n573/Count1453/italya_ms_1000png.jpg?t=1305029638"></a><img id="internal-source-marker_0.3988181459061957" src="https://lh6.googleusercontent.com/yNakr5QF-ER-6WEPGRVqGRd-kjX7oUkxzhR2ONGYIh4Fb-yXMyFqm8XcmwapuL3_JSajhDiXJY4UCEasY_gqAntz0RfEe8mRKz42HyHrut-ymFQHyl7YkB0605R101Y" alt="" width="289px;" height="415px;" /><br />
500 yıl önce bölgedeki Bizans toprakları</p>
<p>Açıklamaya geçmeden önce Osmanlı-Venedik savaşları sırasında Epir Despotu Venediklilere yardım etmiştir bilgisini ve Rodos’un 90 gün boyunca kuşatıldığı[19] bilgisini cebimize koyalım.</p>
<p>Venedik’in niyeti açıkça belli ki İspanya ile olan savaşı sırasında Napoli’yi devre dışı bırakmaktır. Fatih gibi devrinin en büyük Hakan’ının böyle bir oyuna gelmeyeceği açıkça hepimizin malumudur. Fakat Akkoyunlu ve Karamanoğullarının Avrupa ile Osmanlıya karşı kurmuş olduğu ittifakta Rodos Şövalyeleri de Osmanlıya karşı cephe almıştır. İtalya’da ki iç savaştan faydalanmak isteyen Fatih Rodos’a donanma yollamış fakat Napoli Krallığı daha önce Osmanlı ile yapmış olduğu anlaşma şartlarına uymayarak Fatih’in Rodos’a yaptığı sefer sırasında Rodos’a yardım yollamıştır. Bunlara ek olarak Osmanlıya vergi ile bağlı olan Zenta, Kefalonya ve Ayamavra adalarının beyi yani Epir Despotu Leonardo’nun Napoli Kralı’nın akrabalarından biriyle evlenmesi ve tüm bunların yanında Venedik’in Osmanlı’yı desteklemesi sonucu Fatih Sultan Mehmet Napoli Krallığına savaş açmıştır. Napoli Krallığını fethetmekle görevlendirilen Kaptan’ı Derya Gedik Ahmed Paşa 132 parçalık donanmasıyla 26 Temmuz 1480’de hareket ederek 11 Ağustos’ta Otranto sahillerine çıkmış ve Otranto kalesini ele geçiriştir. [20] Otranto’nun nerede olduğu hakkında fikre sahip olmayanlar yazının başında verdiğim haritaya bakarlarsa bu kalenin İtalya’nın güney doğusunda çizmenin topuğunda olduğunu görürler. Gedik Ahmed paşanın bu çıkarmasına Napoli Krallığının karşı koyacak güçte olmadığını ve dahası karşı koyamadığını biliyoruz. Bu akın karşısında Papa’nın Fransa’ya kaçmak için harekete geçtiğini daha sonra İspanya Kralından yardım istediğini çeşitli kaynaklar yazmaktadır. Ayrıca Papa’nın Osmanlı’ya karşı bir Haçlı ordusu toplamaya çalıştığı da yine söz konusu kaynaklarda geçmektedir. Ve Vatikan arşivlerinde bulunan bir mektupta durumun Papa açısından ne kadar korkutucu olduğunu anlamamıza yardım ediyor. Bahsi geçen mektubun içeriğine girmeyeceğim çok uzun bir açıklama yapmam gerekir çünkü. Kısaca bahsedersek bu mektupta Papa Fatih’i Hıristiyanlığa davet ediyor ve Avrupa’yı vaat ediyor. [21] Tabi ki bu mektup Fatih’e ulaşmıyor ama Fatih’in geniş istihbarat ağı sayesinde mektuptan haberdar olduğu da rivayetler arasında geçmektedir.</p>
<p>Bu bilgiler ışığında Fatih ve İtalya haritasına baktığımızda 1480 yılında İtalya’nın güneyinden Roma’ya doğru bir seferin başladığını açıkça görüyoruz. Otranto kalesinin 1 Ağustos 1480 yılında fethi ve Fatih’in 27 Nisan 1481 yılında İstanbul’dan ayrılarak Anadolu yakasına geçmesi İtalya’da “Fatih ordusunun başına geliyor” korkusuna sebep olmuştur. Ne yazık ki Fatih İstanbul’dan ayrıldıktan 7 gün sonra 3 Mayıs 1481’de şehit edilmiştir. Şehit haberinin Roma’da duyulması üzerine Papa 3 gün kiliselerdeki çanları çaldırıp şükür ayinleri yapılmasını emretmiştir.</p>
<p>Buraya kadar ”<em>c maddesinde</em>” ele alıp incelediğimiz olaylar Fatih’in maddi uygulamalarıdır. Başka değişle buz dağının görünen kısmıdır. Bir de olayların fikri bir açısı vardır ki Fatih’in fikri-düşünce yapısını incelememizi gerektiren. Fatih daha öncede bahsettiğim gibi “Cihan Hakimiyeti” fikrini benimsemiştir. Bunun nedeni Allah’ın dinini yaymaktır elbette ki. Fatih açıkça “Gökte güneş nasıl tek ise dünyada da tek devlet ve tek din olmalıdır.” Demiştir. Bu amaca ulaşmak ve Peygamber Efendimizin övdüğü İstanbul’u bu imparatorluğun başkentti yapmak istemesi de İstanbul’un fethinin bir başka sebebidir.(Bkz: Peygamber Efendimizin övdüğü şehir[22]). Tüm bu nedenlerle kendisini dünyanın hamisi gören Fatih İslam’ın yayılmasını ve diğer dinler üzerinde hakimiyet kurmasını istediği içindir ki İstanbul’a Ortodoks Patriğini, Ermeni Patriğini ve Yahudi hahambaşısını getirtmiştir.</p>
<p>Fatih ile ilgili inceleme gereği duyduğum bir diğer konusu ise Roma varisliği konusudur. Fatih tüm resmi yazışmalarda İstanbul’un fethinden sonra Doğu Roma İmparatoru[23] sıfatını da kullanmıştır ve hakkıdır. Bugün birçok büyük tarihçi O’nu Roma Kayseri, Roma İmparatoru olarak nitelendirir. Büyük Roma’nın dağılması sonucu başkenti İstanbul olan Doğu Roma İmparatorluğu kurulmuştur ve Fatih bu Doğu Roma İmparatorluğuna son vermiştir. Doğal olarak İmparatorluk Fatih’e geçmiştir(<em>Bu olayı Yavuz Sultan’ın Mısır’ı fethederek Halifeliği almasına benzetebiliriz</em>) Fakat bu aklımıza ilk gelen Hıristiyan bir Roma İmparatoru değildir. Daha çok siyasi bir sıfattır.<strong> </strong>Fetihten sonra Sultan-ı Rum, Kayser, Kara ve Denizlerin Hakanı, Padişah gibi unvanlarını birlikte kullanmaya başlamıştır.<strong> </strong>Fatih’in yazışmalarda Roma İmparatoru sıfatının kullanması onun stratejik siyasi zekasının ürünüdür. Doğu Roma varislerinin hepsini öldürmesi ve resmi yazışmalarda Avrupa’ya kendini Roma İmparatoru olarak dikte etmesinin bir diğer nedeni de Avrupalı devletlerin bir oyun çevirip Doğu Roma’yı tekrar diriltme amaçlarının olma ihtimalidir(Öylede olmuştur, Bkz: Kutsal Roma-Germen İmp. [24]) Öyle ki Fatih ileride Roma’nın sahip olduğu tüm toprakları kendine hak olarak görebilecektir ama başka bir Roma İmparatorluğu olursa bu hakkı olmayacaktır.</p>
<p>Kısacası Fatih’in kendisini Roma İmparatoru olarak nitelendirmesinin altındaki gerçek neden “Cihan Hakimiyetine” ilerlerken en büyük sorununun tabi ki Roma olmasıdır. Fatih amacını gerçekleştirebilmek için öncelikle bu engeli ortadan kaldırmalıdır, bunu askeri olduğu kadar siyasi bir biçimde yapmayı da hedeflemiştir ve ilk iş olarak Roma’nın gerçek sınırlarına ulaşmayı deneyecektir. Bunun içinde Roma’nın fethi şarttır.</p>
<p><strong>d) Sonuç</strong></p>
<p>Araştırmalarım ve incelemelerim sonucu şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Fatih’in son seferinin Doğuya(Akkoyunlular- İran ya da Orta Asya üzerine) olması mümkün değildir.</p>
<p>Fatih’in Avrupa yakasından Anadolu yakasına geçmesi ve o dönemde (1480-81) kuvvetli olan Memluk sorunu bu seferin yönünü Güney yani Mısır olma ihtimalini arttırıyor. Üstelik her iki devletinde kendilerini İslam devletlerinin hamisi olarak görmeleri de Osmanlı kılıcının Memluklere dönmesine neden olmuş olabilir. Fatih, her ne kadar İstanbul’u fethederek İslam dünyasında bir saygınlık kazansa da Müslümanlar için kutsal olan 3 şehrin( Mekke, Medine ve Kudüs) Memluklerin elinde olmasını ve Memluklerin bunları diğer İslam ülkelerine karşı saygınlık olarak kullanmasını hazmedememiş olabilir ve bu –Fatih’e göre- sahte saygınlıklarını ellerinden alarak tüm İslam alemi ve hatta tüm dünyanın hamisi olduğunu kanıtlamak istemiş olabilir. Tüm bu nedenler bu seferin yüksek ihtimalle Mısır’a olduğunu gösterir.</p>
<p>Roma’yı düşünecek olursak aklıma birkaç soru geliyor bu nedenle bu kısmı soru cevap şeklinde geçeceğim.</p>
<p>- Fatih Roma’ya gidecekse neden Anadolu yakasına geçti?</p>
<p>Fatih’in karadan Roma’ya gitmeye çalıştığını düşünürsek 300 bin askerle oldukça yavaş olacaktır. Üstelik Rumeli ve Balkanlardan ilerleyeceğine göre kuzeyde ki Macarların ve Kutsal Roma-Germen İmparatorluğunun, –her ne kadar barış yapmış olsa da söz konusu Roma olduğundan- Venediklilerin Osmanlı ordusuna kayıtsız kalacağını düşünemeyiz. Avusturya üzerinden Adriyatik’e oradan da gemiyle karşıya geçeceğini düşündüğümüzde ise yine kuzeydeki Macarlar ve Venedikliler rahat durmayacaktır. Çanakkale Gelibolu yarım adasından güneye inip İzmir’den donanmayla ayrıldığını düşündüğümüzde dönemin en güçlü deniz donanmasına sahip ülkelerinden olan ve Osmanlı tarafından kuşatma altında olan Napoli’nin boş durmayacağı ve yine Rodos şövalyelerinin müdahalede bulanacağı şüphesiz. Bu nedenle Roma’ya bir sefer yapılacaksa bunu mümkün olduğunca Roma’dan gizli bir şekilde yapmak gerektiğini iyi bilen Fatih Anadolu yakasına geçerek stratejik bir aldatma yapmış olabilir. Rodos’unda fethinin gerekliliğini iyi bilen Fatih Roma’ya gitmeden önce Gebze, İzmit, Sögüt üzerinden Akdeniz’e inerek Rodos’a bir sefer düzenlemek isteyecektir. Üstelik bu Rodos seferi Fatih’in ordusunun Roma için değil de Rodos içinmiş yargısına neden olarak Roma’yı biraz daha rehavete itecektir.</p>
<p>- Fatih neden önce Müslüman dünyasının lideri olmuyor da Roma’ya gidiyor?</p>
<p>Fatih’in İstanbul’un fethi ile kendisini zaten Müslüman dünyasının hamisi olduğunu ilan ettiğini yazımın önceki bölümlerinde söyledim.</p>
<p>- Osmanlı ve Memlukler ikisi de Müslüman dünyasını paylaşamıyor. 300 bin kişilik ordu neden Memlukler için olmasın?</p>
<p>Evet, bunun mümkün olabileceğini söyledim. Fakat daha önce aralarında savaş yapmamış iki büyük devletten bahsediyoruz. Üstelik 300 bin kişilik bir ordu fazla değil mi? Biz Yavuz Sultan Selim’in 65 bin(Mercidabık) ve 60 bin(Ridaniye) kişiden oluşan iki orduyla Memlukleri yendiğini biliyoruz. 300 bin buna göre çok fazla. Ama öte yandan Roma için 300 bini değerlendirdiğimizde, olası bir Roma fethine karşılık kuracağı ittifakta Hıristiyan Avrupa devletlerinin (İspanya, Fransa, İngiltere, Macaristan, Kutsal Roma-Germen, Napoli, Venedik)  askerleriyle anca başa çıkabileceği ortadadır. Memlukler için fazla olan 300 bin asker, Roma için az bile olabilir.</p>
<p>Öte yandan “<em>c maddesinde</em>” yoğun şekilde ifade ettiğim üzere Fatih’in İstanbul’un fethinden sonra hatta öncesinden itibaren kendisini Roma için hazırladığını dahası “Cihanın Hamisi” olma fikrinin Roma’dan geçtiğini bildiğini biliyoruz.</p>
<p>İslam’ı mutlak hakim din kılmak isteyen bu Ulu Hakan’ın Ortodoksları ve diğer inançları himayesi altına almasının nedeni ise bu inançları korumak değil Bosna’da olduğu gibi insanların kendi seçimleri sonucu İslam’a yönelmesidir. Fatih biliyor ki insanları zorlayarak sonuç alınamaz ve yine O biliyor ki Papa’nın kışkırtmaları ve Papa olduğu sürece Fatih’in istediği “Tek devlet, Tek Din” mümkün olmayacaktır. Bu nedenledir ki Fatih’in son seferindeki izlediği yol benim inancıma ve yukarıda birlikte yaptığımız analizlere göre daha önce 90 gün kuşatılan fakat ele geçirilemeyen Rodos’u fethetmek ve ardından Roma için çizmenin topuğuna çıkmaktır.</p>
<p>Velhasıl-ı kelam bu sefer %49 ihtimalle Mısır ise %51 ihtimalle de Rodos’tur. Ancak şunu söylemekte fayda var, ünlü tarihçimiz Prof. İlber Ortaylı’nın dediği gibi “Batıya karşı kompleksi olmayan tek doğulu”, İstanbul’un Fatih’i, Rum Kayseri, Doğu Roma ve Osmanlı İmparatoru,  Kara ve Denizlerin Hakanı, Cihan’ın Hamisi, Ebu&#8217;l Feth, Hünkar, Sultan Murad Han oğlu, 7. Hanedan-ı Âl-i Osmân Padişahı Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri’nin <strong>Kızıl Elma’sı</strong> Hıristiyanlığın kalbi <strong>Roma</strong>’dır.</p>
<p>“<strong>Çıktı Otranto’ya Gedik Ahmed Paşa</strong><br />
<strong>Tuğlar olsa gerektir Kızılelma’ya kadar</strong>”</p>
<p><strong> (Yahya Kemal)</strong></p>
<p><strong><em>İlker GÜVEN</em></strong></p>
<p>_______________________________________________</p>
<p>1) İlber Ortaylı, Bükreş’teki bir bilimsel toplantı “Evet, Fatih Sultan Mehmet, yönü belli olmayan bir sefere çıkarken zehirlenerek öldürülmüştür. Tarihî veriler bu seferin İtalya üzerine olduğunu gösteriyor ve İtalyanlar o dönemde zehir konusunda çok uzmanlaşmış bir milletti. Fatih Sultan Mehmet’in hastalığı vardı; ama o hastalıktan ölmedi, zehirlenerek öldü.”(Zaman, 31 Mayıs 2007)</p>
<p>2) Mustafa Armağan, Eylül 14, 2010<a href="http://www.mustafaarmagan.com.tr/fatih-zehirlenmis-miydi.html"> http://www.mustafaarmagan.com.tr/fatih-zehirlenmis-miydi.html</a></p>
<p>3) Fatih Sultan Mehmed,<a href="http://ansiklopedika.org/Fatih_Sultan_Mehmet#.C3.96l.C3.BCm.C3.BC"> http://ansiklopedika.org/Fatih_Sultan_Mehmet#.C3.96l.C3.BCm.C3.BC</a></p>
<p>4) II. Mehmed,<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/II._Mehmed"> http://tr.wikipedia.org/wiki/II._Mehmed</a></p>
<p>5) <strong>Kızıl Elma</strong>, Türkler ve de özellikle Oğuz Türkleri için üzerinde düşünüldükçe uzaklaşan ancak uzaklaştığı oranda cazibesi artan ülküler veya düşlerdir. Kelimenin tam olarak ne zaman, nerede ve nasıl geçtiği bilinmemekle birlikte tarihi akış içerisinde hep batı yönünde ilerlemenin bir sembolü olmuştur. İstanbul&#8217;un Fethi&#8217;nden sonra, Kızıl Elma&#8217;nın, Roma&#8217;da bulunan Saint-Pierre Kilisesi&#8217;nin mihrabındaki altın top olduğu ileri sürülmüştür.<br />
6) <strong>1453</strong>, İstanbul’un Fethi,<a href="http://www.istanbulunfethi.com/"> </a><a href="http://www.istanbulunfethi.com/">http://www.istanbulunfethi.com</a></p>
<p>7,8) <strong>Uzun Hasan, </strong>1453-1478 yılları arasında Hüküm sürmüş Akkoyunlu beyi, Trabzon İmparatoru IV. John Komnenos&#8217;un kızı Despina Hatun (Theodora Megale Komnena) ile evlenmiştir.</p>
<p>9) Fatih Sultan Mehmed Trabzon Seferi sırasında Fatih Sultan Mehmed’in 1461 yılında Amasra ve Sinop’u da zaptederek Yassı-çimen mevkiine kadar ilerlemesine engel olamamıştır. Uzun Hasan, Fatih’in bu başarıları karşısında, annesi Sare Hatun ile Çemişgezek Beyi Hasan’ı Osmanlı ordugâhına göndererek barış istemek zorunda kalmıştır, Fatih Uzun Hasan’ın ailesini alıkoymuştur. Baykal, <strong><em>A.g.mk</em></strong>., s. 264; Turan, <strong><em>A.g.mk</em></strong>., s. 67.</p>
<p>10) Ağustos 15, 1461 Trabzon Rum İmp. Fatih Sultan Mehmed tarafından fethi</p>
<p>11,17) Osmanlı-Venedik <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1463-1479_Osmanl%C4%B1-Venedik_Sava%C5%9F%C4%B1"> 16 yıl Savaşları</a></p>
<p>12) Ağustos 11, 1473<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Otlukbeli_Muharebesi"> Otlukbeli Muharebesi</a></p>
<p>13) <strong>Cihanşümul Hakimiyet,</strong> Türk Cihan Hakimiyeti Fikri ilk olarak Oğuzname’de geçmiştir.</p>
<p>14) Fatih’in hicazdaki su kuyularını onarmak istemesi ve Memluk Sultanının bunu iç işlerine müdahale olarak yorumlaması sonucu ortaya çıkan meseledir.</p>
<p>15) İlber Ortaylı, (2006). Son İmparatorluk Osmanlı. İstanbul: Timaş Yayınları. ISBN 975 263 490 7 s.44-45.</p>
<p>16) Çandarlı (2.) Halil Paşa,<a href="http://ansiklopedika.org/%C3%87andarl%C4%B1_%282.%29_Halil_Pa%C5%9Fa"> İdam edilen ilk Osmanlı Sadrazamı</a></p>
<p>18) 1479, Osmanlı-Venedik Barış Antlaşması</p>
<p>19) 1480, Mesih Paşa 3.<a href="http://ansiklopedika.org/Fatih_Sultan_Mehmet#Rodos_Ku.C5.9Fatmas.C4.B1"> Rodos Kuşatması</a></p>
<p>20) Temmuz 28, 1480 Otranto Seferi<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Otranto_seferi"> 1</a>,<a href="http://ansiklopedika.org/Fatih_Sultan_Mehmet#.C4.B0talya_Seferi"> 2</a></p>
<p>21) Mustafa Armağan, Eylül 08, 2010<a href="http://www.mustafaarmagan.com.tr/papa-fatihe-hiristiyan-olmayi-teklif-etmisti.html"> Papa, Fatih’e Hıristiyan olmayı teklif etmişti</a></p>
<p>22) “Konstantiniyye muhakkak fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel askerdir.” Hz.Muhammed (s.a.v)</p>
<p>23) <strong>Kaiser-i Rum</strong>, http://www.osmanli700.gen.tr/padisahlar/07idari.html</p>
<p>24)<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kutsal_Roma_Cermen_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu"> Kutsal Roma-Germen İmp.</a></p>
<div id="crp_related"><h3>Bu Konularada Bakabilirsin:</br></h3><ul><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/seni-oyle-bi-doverim-ki.html" rel="bookmark" class="crp_title">Seni Öyle Bi Döverim Ki&#8230;</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/canlandirilan-padisah.html" rel="bookmark" class="crp_title">Canlandırılan Padişah</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/herkez-yediginden.html" rel="bookmark" class="crp_title">Herkez Yediğinden&#8230;</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/padisahin-isi-ne.html" rel="bookmark" class="crp_title">Padişahın İşi Ne ?</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/eglence/temel-italyada.html" rel="bookmark" class="crp_title">Temel İtalya&#8217;da</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/fatih%e2%80%99in-son-seferi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lockerz Sıkça Sorulan Sorular</title>
		<link>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/lockerz-sikca-sorulan-sorular.html</link>
		<comments>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/lockerz-sikca-sorulan-sorular.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Apr 2010 09:02:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Güven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[lockerz]]></category>
		<category><![CDATA[lockerz bilgilerini doldurma]]></category>
		<category><![CDATA[lockerz hileler]]></category>
		<category><![CDATA[lockerz nedir]]></category>
		<category><![CDATA[lockerze nasıl üye olunur]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl hediye alabilirim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilkerguven.com/?p=541</guid>
		<description><![CDATA[Lockerze Türkiye&#8217;den oldukça ilgi var ve insanlar ne olduğunu merak ediyorlar haliyle. Lockerz ile ilgili aklınıza takılabilecek muhtemel sorular ve cevapları. 1. Lockerz nedir? Lockerz davetiye sistemi ile tüm dünya çapında üyelerin buluştuğu alışveriş ve eğlenceli bir sosyal ağ sitesidir.Üyeler hemen hemen sitede her yaptığı faaliyetten ödüllendirilir.İsterseniz bir video izleyin, oyun oynayın hatta günlük anket [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Lockerze Türkiye&#8217;den oldukça ilgi var ve insanlar ne olduğunu merak ediyorlar haliyle. Lockerz ile ilgili aklınıza takılabilecek muhtemel sorular ve cevapları.</p>
<p><strong>1. Lockerz nedir?</strong> Lockerz davetiye sistemi ile tüm dünya çapında  üyelerin buluştuğu alışveriş ve eğlenceli bir sosyal ağ sitesidir.Üyeler  hemen hemen sitede her yaptığı faaliyetten ödüllendirilir.İsterseniz  bir video izleyin, oyun oynayın hatta günlük anket sorusunu cevaplayarak  puan kazanın.Lockerz da PTZ kazanmanın 15 farklı yolu bulunacak.</p>
<p><strong>2. Lockerz&#8217;da ne satın alınabilir? </strong> Biz en iyi marka ve  mağazaların en son çıkan binlerce ürününü çeşitli kategoriler altında  topladık. Elektronik cihazlardan, şık giyim aksesuarlarına hatta spor  malzemelerine kadar çok geniş ürün yelpazesi mevcut durumda. Lockerz  üyelerimize yakında müzik, video gibi ürünleri de sanal ortamda satın  almaya imkan kılacak.</p>
<p><strong>3. PTZ ile Lockerz&#8217;da ne yapabilirim?</strong> PTZ&#8217;yi sadece <a href="http://www.lockerz.com/" target="_blank">www.Lockerz.com</a>&#8216; da  kullanabilirsiniz. PTZ ile ücretsiz ödüllerin dışında piyangolara  katılabilir, yardım kuruluşlarına bağışlarda bulunabilirsiniz. Siteye  üye olduktan sonra PTZ ile dünya genelindeki markaların inanılmaz  indirimlerinden yararlanılabilir, nakliye ücretsizdir, VIP  deneyimlerinin yanı sıra ücretsiz ödül ve yardım kuruluşlarına bağışlar  PTZ reyonunda.</p>
<p><strong>4. Neden Lockerz&#8217;da hediye puanları düşük tutuluyor ?</strong> Bizler, siz  üyelerin yardımı ile sitemizi inşa ediyoruz. Bu yüzden PTZ değerleri  düşük tutuluyor. 2010 yilinin yakin bir zamaninda hediye ürünler 4  katına çıkacak olsa da PTZ kazanma şansı hala çok etkin birşekilde  Lockerz üyelerine sunulacaktır.</p>
<p><strong>5. &#8220;More Soon&#8221; ne anlama geliyor?</strong> Bizler daha fazla ürünün PTZ  Yerinde (PTZ Place) yer alması için çalışıyoruz. Bizler periyodik olarak  PTZ Yerinde ürünleri restoklayacağız.</p>
<p><strong>6. Bir daha ki &#8220;restok&#8221;ta neler olacak?</strong> Sitedeki yüksek trafik  sorunlarına rağmen, stok tarihleri önceden ilan edilecek. Ancak sonraki  stoklamada ilk önce Z-List üyeleriyle sınırlandırılacak ve Kasım ayı  içerisinde olacak. Kasım sonundan önce yine genel kullanıcılar adına bir  stoklama daha olacaktır. Bizler stok tarihlerini sadece sitedeki  Hallway(Ana Sayfa) da açıklayacağız.</p>
<p><strong>7. Uluslararsı kargolama olacak mı ?</strong> Evet. Vergilendirme ve  kanunlar o ülke sorumluluğunda olcak. Harç ve vergi ödeme durumunda  kalabilirsiniz. Daha iyi bilgi için bu bağlantıyı kontol edebilirsiniz. <a href="http://fedex.com/us/international/irc/profiles/?link=2" target="_blank">http://fedex.com/us/international/irc/profiles/?link=2</a></p>
<p><strong>8. Kargom bana ne zaman ulaşacak (yani, PTZ yerinden alınan ödül,  satın alınan sipariş,Z-List Tshirt&#8217;ü)</strong> ABD içine 2 hafta, ABD dışına  ise 14-21 gün arası.</p>
<p><strong>9. Kaç hesaba sahip olabilirim ?</strong> Üyenin kişi başı tek hesap hakkı  vardır. Ancak bir ev içindeki her kişinin kendine ait hesabı olabilir.</p>
<p><strong>10. Lockerz nasıl para kazanacak ?</strong> 2010 yili icerisinde  Lockerz&#8217;da ürünleri satın almak mümkün olacaktır. Ama endişe etmenize  gerek yok PTZ Yeri daha fazla ürün ve deneyimlere sahne olacak.</p>
<p><strong>11. Lockerz tam anlamıyla ne zaman kullanılacak ? </strong>Lockerz ilk  aşamayı başlattı.  PTZ Yerinde, ödüller şimdi mevcut durumda. Diğer  bileşenler yakın bir zamanda piyasaya sunulmuş olacak. Tam anlamıyla  site 2010 yilinin yakin bir zamaninda acilmis olacak.</p>
<p><strong>12. Sitenin maskotu haline gelen Odyss adlı köpeğinin cinsi nedir ?</strong> Soru için teşekkürler! O bir Norwich teriyeridir.</p>
<div id="crp_related"><h3>Bu Konularada Bakabilirsin:</br></h3><ul><li><a href="http://www.ilkerguven.com/bt-dunyasi/lockerzde-ptz-kazanmanin-yollari.html" rel="bookmark" class="crp_title">Lockerz&#8217;de PTZ Kazanmanın Yolları</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/bt-dunyasi/lockerzptz-nedir-z-list-nedir.html" rel="bookmark" class="crp_title">Lockerz:PTZ Nedir? Z-List Nedir?</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/bt-dunyasi/bedava-ipoda-ne-dersiniz-2.html" rel="bookmark" class="crp_title">Bedava İpod&#039;a Ne Dersiniz ?</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/eglence/facebook-farmville-tuyolari.html" rel="bookmark" class="crp_title">Facebook Farmville Tüyoları</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/para-kazanma-sanati/para-kazanma-sanati.html" rel="bookmark" class="crp_title">Para Kazanma Sanatı</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/lockerz-sikca-sorulan-sorular.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrenci Psikolojisi</title>
		<link>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/ogrenci-psikolojisi.html</link>
		<comments>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/ogrenci-psikolojisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Apr 2010 11:36:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Güven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[sınav günü öğrenci psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sınavda öğrencinin psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[ygs sınavı ve öğrenci psikolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilkerguven.com/?p=538</guid>
		<description><![CDATA[Sınavda öğrencinin psikolojisi Bu Konularada Bakabilirsin:Mantıklı, Yasal ?PLC Problem ve ÇözümüYarın Sınav Var..Katsayı Krizi: KarikatürPLC&#039;s &#124; PLC Ders Notu ve Örnek Uygulamalar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sınavda öğrencinin psikolojisi</p>
<p><img class="alignnone" src="http://kafa.bobiler.org/upload/photographs/16266409o.jpg" alt="" width="500" height="500" /></p>
<div id="crp_related"><h3>Bu Konularada Bakabilirsin:</br></h3><ul><li><a href="http://www.ilkerguven.com/eglence/mantikli-yasal.html" rel="bookmark" class="crp_title">Mantıklı, Yasal ?</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/plc/plc-problem-ve-cozumu.html" rel="bookmark" class="crp_title">PLC Problem ve Çözümü</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/yarin-sinav-var.html" rel="bookmark" class="crp_title">Yarın Sınav Var..</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/katsayi-krizi-karikatur.html" rel="bookmark" class="crp_title">Katsayı Krizi: Karikatür</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/elektrik/plc-ders-notu-ve-ornek-uygulamalar-2.html" rel="bookmark" class="crp_title">PLC&#039;s &#124; PLC Ders Notu ve Örnek Uygulamalar</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/ogrenci-psikolojisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yarın Sınav Var..</title>
		<link>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/yarin-sinav-var.html</link>
		<comments>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/yarin-sinav-var.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Apr 2010 13:55:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Güven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[2010 ygs sınavı]]></category>
		<category><![CDATA[kat sayı]]></category>
		<category><![CDATA[katsayı]]></category>
		<category><![CDATA[ygs]]></category>
		<category><![CDATA[ygs 2010]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilkerguven.com/?p=535</guid>
		<description><![CDATA[Hepinizin bildiği gibi yarın 2010 YGS sınavı.  Bu sene üniversite adayları için oldukça zor bir sene oldu. Gerek yeni sistemin endişesi gerkse İstanbul Barosunun girişimleri nedeniyle bir çok öğrenci moral bozukluğu yaşadı. Önce Yök geçtiğimiz yaz katsayıyı kaldırdığını açıkladı ve bütün meslek lisesliler  için ayrı bir sayfa açıldı. Danıştayda Yök&#8217;ün kararına itiraz ederek o sayfayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hepinizin bildiği gibi yarın 2010 YGS sınavı.  Bu sene üniversite adayları için oldukça zor bir sene oldu. Gerek yeni sistemin endişesi gerkse İstanbul Barosunun girişimleri nedeniyle bir çok öğrenci moral bozukluğu yaşadı.</p>
<p>Önce Yök geçtiğimiz yaz katsayıyı kaldırdığını açıkladı ve bütün meslek lisesliler  için ayrı bir sayfa açıldı. Danıştayda Yök&#8217;ün kararına itiraz ederek o sayfayı yırttı arttı. Şuan ki durumda meslek liselilere  teselli için alan içi seçimde 0.15 lik,  alan dışı seçimde 0,13&#8242;lük bir katsayı uygulanıcak. Dışardan bakıldığında ufak bir fark gibi görünüyor ama bu ufak var YGS sınavında belkide 100 öğrencinin önüne geçmesine neden oluyor.Ama artık bu sene için yapacak bir şey yok.</p>
<p>Yarın Orta öğretim kurumlarının son sınıf öğrencileri YGS sınavına giricek. Bütün öğrencilere bol şanş diliyorum.</p>
<p>Yani benden sonra bütün öğrencilere <img src='http://www.ilkerguven.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<div id="crp_related"><h3>Bu Konularada Bakabilirsin:</br></h3><ul><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/danistay-meslek-liselerine-kafayi-takti.html" rel="bookmark" class="crp_title">Danıştay Meslek Liselerine &#8220;Kafayı Taktı&#8221;</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/katsayi-krizi-karikatur.html" rel="bookmark" class="crp_title">Katsayı Krizi: Karikatür</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/guvenlik/en-cok-kullanilan-sifre.html" rel="bookmark" class="crp_title">En Çok Kullanılan Şifre: 123456</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/bt-dunyasi/lockerzptz-nedir-z-list-nedir.html" rel="bookmark" class="crp_title">Lockerz:PTZ Nedir? Z-List Nedir?</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/ogrenci-psikolojisi.html" rel="bookmark" class="crp_title">Öğrenci Psikolojisi</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/yarin-sinav-var.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk&#8217;üm ve Suçluyum!</title>
		<link>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/turkum-ve-sucluyum.html</link>
		<comments>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/turkum-ve-sucluyum.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Mar 2010 14:41:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Güven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[suçlu türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk'üm ve Suçluyum!]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilkerguven.com/?p=494</guid>
		<description><![CDATA[Hakim yerine oturdu. Salondakiler ayakta. Duruşma başladı Sanık kim mi?. Tabiki Türk&#8230; Suçları ne mi? Saymakla bitmez&#8230; Hakim dedi ki: Hey Türk ayağa kalk. Türk cevap verdi: Türk zaten ayakta. Hakim sinirlendi: Suçlusun.. Türk haykırdı: Neymiş suçum? Hakim sırıtarak!: Türk olman yeterli suç zaten.. Türk dayanamadı: Evet suçluyum. 1.Dünya savaşı yıllarında Ermeni çetelerce öldürüldüm ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hakim yerine oturdu. Salondakiler ayakta. Duruşma başladı</p>
<p>Sanık  kim mi?. Tabiki Türk&#8230; Suçları ne mi?</p>
<p>Saymakla bitmez&#8230;</p>
<p>Hakim  dedi ki:</p>
<p>Hey Türk ayağa kalk.</p>
<p>Türk cevap verdi:</p>
<p>Türk  zaten ayakta.</p>
<p>Hakim sinirlendi:</p>
<p>Suçlusun..</p>
<p>Türk  haykırdı:</p>
<p>Neymiş suçum?</p>
<p>Hakim sırıtarak!:</p>
<p>Türk  olman yeterli suç zaten..</p>
<p>Türk dayanamadı:</p>
<p>Evet suçluyum.  1.Dünya savaşı yıllarında Ermeni çetelerce öldürüldüm ama yine de suçlu  benim. Bu da bir şey mi?. Almanya’da diri diri yakıldım ama suçlu benim.  Kıbrıs’ta küvette öldürülen yine benim ama suçlu da benim.</p>
<p>Hakim  şaşkın:</p>
<p>Demek itiraf ediyorsun?</p>
<p>Türk dediki:</p>
<p>Evet  itiraf ediyorum. -30 derecede vatanımı savundum. Suçluyum. Gece yarısı  arabamı yaktılar, suçluyum. Kaçak elektrik kullanan şerefsizlerin  faturalarınıda ben ödedim, ama yine ben suçluyum. Çanakkale’yi geçilmez  yapan benim, ama onda da suçluyum.</p>
<p>Hakim:</p>
<p>Bak sen. Neler  de bilirmiş?.</p>
<p>Türk:</p>
<p>Oda bir şey mi. Yunanı İzmir’de denize  döken var ya. VAllahi o da benim. Bilir misiniz 1453 ü? İşte o tarihte  gemileri karadan yürütüp İstanbul’u alan var ya?. İşte o benim hakim  bey. Almakla da kalmadım. Konstantini İstanbul yapan da benim.</p>
<p>Hakim:<br />
<span id="more-494"></span><br />
Küstah  herif&#8230;&#8230;. Sus..</p>
<p>Türk:</p>
<p>Türk susmaz hakim bey. Hele bir  eylemim var ki?</p>
<p>Hakim:</p>
<p>Neymiş</p>
<p>Türk:</p>
<p>1071  deki eylemimi dünya unutmadı. Hani Romen Diyojeni yenip Anadoluyu Türk  yurdu yapmıştım.</p>
<p>Hakim:</p>
<p>Demek sen yaptın</p>
<p>Türk:</p>
<p>Bu  da birşey mi&#8230; Hani Kudüs’ü Haçlılardan alan biri var ya. Selehaddin  Eyyubi. İşte o aslında benim.</p>
<p>Hakim:</p>
<p>Say bakalım. Daha  neler diyecesin?</p>
<p>Türk:</p>
<p>Hani Asala diye bir örgüt var ya?.  İşte onun kökünü kazıyan da benim. Ama onda da suçluyum. Bir de  unutmadan söyleyeyim. İngilizler’e karşı Mekke ve Medine’yi müdafa eden.  Aç ve susuz ama teslim olmayan.. İşte o da benim&#8230; Bulgaristan’dan  sürülen, Yunanistan’da öldürülen.. Bosna’da diri diri yakılan.. İşte  onlar da benim. Ve ben olduğum için suçluyum.</p>
<p>Ben Türküm..  Kocatepe’de, Dumlupınar’da, İnönü’de size karşı savaşan. Sizi bu  topraklardan kovan benim.</p>
<p>Hakim:</p>
<p>Yaz kızım yaz. kaçırma..</p>
<p>Türk:</p>
<p>Başka  suçlarımda var. 80 senedir kör gibi uyuyan, kulaklarını tıkayan, oduna,  kömüre tavlanıp satın alınan, <strong>milli ve dini</strong> kimliğini unutup  size benzeyen benim. Selamün Aleyküm yerine !hello!, hoşça kalın yerine !  Bayyyy! diyen o da benim. Onlarca şarkı ezberleyip buna rağmen 1 ayet 1  hadis ezberleyemeyen de benim. Çılgınlar gibi dans edip sarhoş olan ama  2 rekat namazı kılmayı beceremeyen de benim..</p>
<p>Suçluyum&#8230;..</p>
<div id="crp_related"><h3>Bu Konularada Bakabilirsin:</br></h3><ul><li><a href="http://www.ilkerguven.com/eglence/unlulerden-hazir-cevaplar.html" rel="bookmark" class="crp_title">Ünlülerden Hazır Cevaplar</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/padisah-ve-hizir-a-s.html" rel="bookmark" class="crp_title">Padişah ve Hızır (A.S)</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/tv-dizileri.html" rel="bookmark" class="crp_title">TV Dizileri</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/eglence/asker-intikami.html" rel="bookmark" class="crp_title">Asker İntikamı</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/elektrik/kumanda-eleman-sembolleri.html" rel="bookmark" class="crp_title">Kumanda Eleman Sembolleri</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/turkum-ve-sucluyum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Padişah ve Hızır (A.S)</title>
		<link>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/padisah-ve-hizir-a-s.html</link>
		<comments>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/padisah-ve-hizir-a-s.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 17:44:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Güven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı padişah hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı padişahları]]></category>
		<category><![CDATA[padişah hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Padişah ve Hızır (A.S)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilkerguven.com/?p=458</guid>
		<description><![CDATA[Padişah ve Hızır (A.S) Evvel zaman içinde, Osmanlı döneminde bir padişah hızırı görmek istiyormuş, bunun için çok düşünmüş ve aklına bir plan gelmiş, hiç vakit kaybetmeden uygulamaya geçmiş ve hikaye başlamış. Bir padişah Hızır’ı görmek istiyordu. Bir gün bunun için tellallar çağırttı “Kim bana Hızır’ı gösterirse onu armağanlara boğacağım” dedi Birçok oğlu uşağı olan fakir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Padişah ve Hızır (A.S)</strong></p>
<p>Evvel zaman içinde,  Osmanlı döneminde bir padişah hızırı görmek istiyormuş, bunun için çok  düşünmüş ve aklına bir plan gelmiş, hiç vakit kaybetmeden uygulamaya  geçmiş ve hikaye başlamış.</p>
<p>Bir padişah Hızır’ı görmek istiyordu.  Bir gün bunun için tellallar çağırttı “Kim bana Hızır’ı gösterirse onu  armağanlara boğacağım” dedi Birçok oğlu uşağı olan fakir bir adam bu işe  talip oldu Karısına dedi ki: “Hanım ben padişaha Hızır’ı bulacağımı  söyleyip ondan kırk gün müsade alacağım Bu kırk gün için padişahtan size  ömrünüz boyunca yetecek yiyecek, içecek ve para alırım.</p>
<p>Kırk  günün sonunda Hızır’ı bulamayacağım için benim kelle gider, ama siz  rahat olursunuz”<br />
Adamın karısı kanaatkar biriydi “Efendi biz nasıl  olsa alıştık böyle kıt kanaat geçinmeye Bundan sonra da idare ederiz  Vazgeç bu tehlikeli işten” dedi Ama adam kafaya koymuştu Padişaha gidip  Hızır’ı bulacağını söyledi Bunun için kırk gün izin istedi Hızır’ı  bulmak için koşuşturacağı kırk gün zarfında ailesinin geçimi için  sarayın ambarından tonlarca yiyecek, içecek ve nakit para aldı Bunları  evine teslim edip kırk gün ortalıktan kayboldu Kırk günün bitiminde  padişahın huzuruna çıkıp herşeyi itiraf etti: ‘Benim aslında Hızır’ı  falan bulacağım yoktu Ailece sıkıntı çekiyorduk Hızır’ı bulacağım diye  sizden dünyalık almak istedim” dedi Padişah buna çok kızdı: “Padişahı  kandırmanın cezasını hayatınla ödeyeceğini hiç düşünmedin mi?” diye  bağırdı Adam da her şeyi göze aldığını söyledi Bunun üzerine padişah  yanında bulunan üç veziriyle görüş alış verişinde bulundu Birinci vezire  sordu:<br />
<span id="more-458"></span>- Padişahı kandıran bu adama ne ceza verelim?<br />
- Efendimiz,  bu adamın boğazını keselim, etini parçalayıp çengellere asalım<br />
Bu  sırada peyda olan, nurani, ak sakallı bir ihtiyar I vezirin sözleri  üzerine söyle dedi: Küllü şeyin yerciu ila asıhı”<br />
Padişah ikinci  vezirine sordu:<br />
- Bu adama ne ceza verelim?<br />
- Hükümdarım bu adamın  derisini yüzüp içine saman dolduralım<br />
Biraz önce ansızın ortaya  çıkan ihtiyar yine “Küllü şeyin yerciu ila aslını” dedi<br />
Padişah  üçüncü vezire sordu:<br />
- Ey vezirim sen ne dersin, beni kandıran bu  adama ne ceza verelim?<br />
- Padişahım bana göre, bu adamı affedin Size  yakışan, sizden beklenen budur Bu adam önemli bir suç isledi ama  sanıldığı kadar da kötü biri değil Çünkü çoluk çocuğunun rahatı için  kendini feda edebilecek kadar da iyi yürekli<br />
Nurani ihtiyar yine söze  karıştı: “Küllü şeyin yerciu ila asıhı”<br />
Bu defa padişah o yaşlı zata  yöneldi:<br />
- Sen kimsin? İkide bir tekrarladığın o laf ne demektir?<br />
ihtiyar  cevap verdi:<br />
- Senin birinci vezirinin babası kasaptı Onun için  kesmekten, etini çengellere asmaktan bah setti Yani aslını gösterdi  İkinci vezirin babası yorgancı idi Yorgan yastık, yatak yüzlerine yün,  pamuk vb doldururdu O da babasına çekti<br />
Üçüncü vezirin ise babası da  vezirdi O da soyuna çekti, büyüklüğünü gösterdi Benim söylediğim söz  “Herkes aslına çeker” demektir Vezir istersen (üçüncü veziri göstererek)  işte vezir, Hızır istersen (kendini göstererek) işte Hızır, bu adamı  mahcup etmemek için sana göründüm, dedi ve kayboldu.</p>
<div id="crp_related"><h3>Bu Konularada Bakabilirsin:</br></h3><ul><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/derici-ve-padisah.html" rel="bookmark" class="crp_title">Derici ve Padişah</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/canlandirilan-padisah.html" rel="bookmark" class="crp_title">Canlandırılan Padişah</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/padisahin-isi-ne.html" rel="bookmark" class="crp_title">Padişahın İşi Ne ?</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/eglence/kralin-zor-anlari.html" rel="bookmark" class="crp_title">Kralın Zor Anları</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/eglence/ford-minubusu-bilirmisin.html" rel="bookmark" class="crp_title">Ford Minubüsü Bilirmisin?</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/padisah-ve-hizir-a-s.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Derici ve Padişah</title>
		<link>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/derici-ve-padisah.html</link>
		<comments>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/derici-ve-padisah.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 20:02:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Güven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Derici ve Padişah]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı padişah hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı padişahları]]></category>
		<category><![CDATA[padişah hikayeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilkerguven.com/?p=449</guid>
		<description><![CDATA[Derici ve Padişah Çok soğuk bir kış günü padişah, tebdilli kıyafet gezmeye karar vermiş.Yanına baş vezirini alıp yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş. Padişah, ihtiyarı selamlamış. &#8221; Selamünaleyküm ey piri fani&#8230;&#8221; &#8221; Aleykümselam ey serdar’i cihan&#8230; &#8221; Padişah sormuş. &#8221; Altılarda ne yaptın ?&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Derici ve Padişah</strong></p>
<p>Çok soğuk bir kış günü  padişah, tebdilli kıyafet gezmeye karar vermiş.Yanına baş vezirini alıp  yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler.<br />
Adam  elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş.<br />
Padişah,  ihtiyarı selamlamış.</p>
<p>&#8221; Selamünaleyküm ey piri fani&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8221;  Aleykümselam ey serdar’i cihan&#8230;</p>
<p>&#8221; Padişah sormuş.</p>
<p>&#8221;  Altılarda ne yaptın ?&#8221;</p>
<p>&#8221; Altıya altı katmayınca, otuz ikiye  yetmiyor&#8230;</p>
<p>&#8221; Padişah gene sormuş.</p>
<p>&#8221; Geceleri kalkmadın mi  ?&#8221;</p>
<p>&#8221; Kalktık. Lakin, ellere yaradı.</p>
<p>&#8221; Padişah gülmüş.</p>
<p>&#8221;  Bir kaz göndersem yolar mısın ?&#8221;</p>
<p>&#8221; Hem de cıyaklatmadan&#8230;&#8221;</p>
<p>Padişahla  baş vezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar.<br />
Padişah baş  vezire dönmüş.</p>
<p>&#8221; Ne konuştuğumuzu anladın mı ?&#8221;</p>
<p>&#8221; Hayır  padişahım&#8230;&#8221; Padişah sinirlenmiş.</p>
<p>&#8221; Bu akşama kadar ne  konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım.<br />
<span id="more-449"></span><br />
&#8221; Korkuya kapılan baş  vezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere kenarına dönmüş.  Bakmış adam hala orada çalışıyor.</p>
<p>&#8221; Ne konuştunuz siz  padişahla&#8230;</p>
<p>&#8221; Adam, baş veziri şöyle bir süzmüş.</p>
<p>&#8221; Kusura  bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim.&#8221;</p>
<p>Baş  vezir, yüz altın vermiş.</p>
<p>&#8221; Sen padişahı, serdar’i cihan, diye  selamladın. Nasıl anladın padişah olduğunu?&#8221;</p>
<p>&#8221; Ben dericiyim.  Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi.&#8221;<br />
Vezir kafasını  kaşımış.</p>
<p>&#8221; Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor ne  demek.&#8221;<br />
Adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altın daha  almış.</p>
<p>&#8221; Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki, kış  günü çalışıyorsun, diye sordu. Ben de, yalnızca altı ay yaz değil, altı  ay da kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim.</p>
<p>&#8221; Vezir bir soru  daha sormuş&#8230;</p>
<p>&#8221; Geceleri kalkmadın mı ne demek ?</p>
<p>&#8220;Adam  bir yüz altın daha almış.</p>
<p>&#8221; Çocukların yok mu diye sordu.<br />
Var,  ama hepsi kız. Evlendiler, başkasına yaradılar, dedim.</p>
<p>&#8221; Vezir  gene kafasını sallamış.</p>
<p>&#8221; Bir de kaz gönderirsem dedi, o ne  demek&#8230;</p>
<p>&#8221; Adam gülmüş.</p>
<p>&#8221; Onu da sen bul&#8230;&#8221;</p>
<div id="crp_related"><h3>Bu Konularada Bakabilirsin:</br></h3><ul><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/padisah-ve-hizir-a-s.html" rel="bookmark" class="crp_title">Padişah ve Hızır (A.S)</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/eglence/kralin-zor-anlari.html" rel="bookmark" class="crp_title">Kralın Zor Anları</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/padisahin-isi-ne.html" rel="bookmark" class="crp_title">Padişahın İşi Ne ?</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/elektronik/sagirmisin.html" rel="bookmark" class="crp_title">Sağırmısın?</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/eglence/trafik-kazasi.html" rel="bookmark" class="crp_title">Trafik Kazası</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/derici-ve-padisah.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Herkez Yediğinden&#8230;</title>
		<link>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/herkez-yediginden.html</link>
		<comments>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/herkez-yediginden.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 15:23:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Güven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı padişah hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı padişahları]]></category>
		<category><![CDATA[padişah hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[yazuv sultan selim hikayesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilkerguven.com/?p=442</guid>
		<description><![CDATA[Yavuz Sultan Selim zamanında, İran şahı kıymetli mücevherlerle süslü bir sandık hediye gönderiyor Sultan Selim’e. Sandık açılıyor. İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşlar çıkıyor. Fakat bir de pis bir koku yayılıyor. Dehşet bir koku, herkes burnunu tıkıyor. Neyse en alttaki bohçadan insan pisliği çıkıyor. Yani Osmanlıya acayip bir hakaret! Cihan padişahı emir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yavuz Sultan Selim zamanında, İran şahı kıymetli mücevherlerle süslü bir  sandık hediye gönderiyor Sultan Selim’e.</p>
<p>Sandık açılıyor.  İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşlar  çıkıyor. Fakat bir de pis bir koku yayılıyor.<br />
Dehşet bir koku, herkes  burnunu tıkıyor.<br />
Neyse en alttaki bohçadan insan pisliği çıkıyor.<br />
Yani  Osmanlıya acayip bir hakaret!</p>
<p>Cihan padişahı emir veriyor,<br />
“Herkes  düşünsün, buna ince bir şekilde cevap vermeliyiz”<br />
Ve cihan padişahı  yine çözümü kendisi buluyor.</p>
<p>Aynı şekilde değerli mücevher ve  kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatıyor.<br />
İçine o zamanın Osmanlı  İstanbul’unda imal edilen gül kokulu en nadide lokumlardan bir kutu  hazırlatıyor, en altına da küçük bir pusula ve bir satır yazı  gönderiyor.</p>
<p>Şah sandığı açıyor. Açtıkça güzel bir koku ve en  altta bir kutu lokum.<br />
Anlam veremiyorlar tabii. Bizim elçi yiyor  önce, sonra oradakilere ikram ediyor.<br />
Kutunun içindeki pusulayı Şah  okuyor:</p>
<p>“Herkes yediğinden ikram eder” !<!-- Signature --></p>
<div id="crp_related"><h3>Bu Konularada Bakabilirsin:</br></h3><ul><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/derici-ve-padisah.html" rel="bookmark" class="crp_title">Derici ve Padişah</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/padisah-ve-hizir-a-s.html" rel="bookmark" class="crp_title">Padişah ve Hızır (A.S)</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/eglence/askerde-intikam.html" rel="bookmark" class="crp_title">Askerde İntikam</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/fatih%e2%80%99in-son-seferi.html" rel="bookmark" class="crp_title">Fatih’in Son Seferi</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/seni-oyle-bi-doverim-ki.html" rel="bookmark" class="crp_title">Seni Öyle Bi Döverim Ki&#8230;</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/herkez-yediginden.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seni Öyle Bi Döverim Ki&#8230;</title>
		<link>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/seni-oyle-bi-doverim-ki.html</link>
		<comments>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/seni-oyle-bi-doverim-ki.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 20:54:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Güven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[2. mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih sultan mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmet hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[FSM]]></category>
		<category><![CDATA[II. mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı padişah hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı padişahı Fatih sultan mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı padişahları]]></category>
		<category><![CDATA[şehzadeler]]></category>
		<category><![CDATA[Seni Öyle Bi Döverim Ki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilkerguven.com/?p=439</guid>
		<description><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed bir padişah oğludur ve kendisi istemedikten sonra kimse diz çöktüremez ona. Murat Han, şehzadenin eğitiminin sıkıntısının farkındadır. Evet Molla Yegan, Molla Fenari, Molla Ayas muhteşem alimlerdir. Ancak bu haşarı şehzadeyle uğraşmak, on medrese yönetmekten zor olmalıdır. “Acaba onu kim yola getirebilir?” diye düşünürken Molla Gürani’nin siması belirir gözünde. O ana kadar nasıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small;">Fatih Sultan Mehmed bir padişah oğludur ve kendisi  istemedikten sonra kimse diz çöktüremez ona.<br />
Murat Han, şehzadenin  eğitiminin sıkıntısının farkındadır. Evet Molla Yegan, Molla Fenari,  Molla Ayas muhteşem alimlerdir. Ancak bu haşarı şehzadeyle uğraşmak, on  medrese yönetmekten zor olmalıdır. “Acaba onu kim yola getirebilir?”  diye düşünürken Molla Gürani’nin siması belirir gözünde. O ana kadar  nasıl da aklına getiremediğine şaşar. Tabii, öyle ya. Dudaklarına alaycı  bir tebessüm yayılır. “Hadi bakalım” diye mırıldanır, “Şimdi derslerini  kır da, göreyim seni”<br />
Padişah Molla Gürani hazretlerini şehzadeye  Manisa’ya yollarken:<br />
-Eti de senin, der,<br />
-Kemiği de. O bundan  böyle senin oğlun. Var bildiğin gibi işle!<br />
Mübarek Manisa’ya vardığı  saat, şehzadeyi derse çağırır. Uşaklara bile itibar eder, ama geleceğin  sultanını görmezden gelir. Talebesine sıradan biri gibi davranır ve:<br />
-Otur!  Der.<span id="more-439"></span><br />
Şehzade tam otururken:<br />
-Hayır oraya değil, şuraya! Diye  emreder.<br />
O güne kadar emretmeye alışan şehzade şaşakalır. Belki de  hayatında ilk kez diz çöker. Molla emsileyi açar ve emreder:<br />
Darabe  (Dövmek) fiilini çek bakayım!<br />
Fatih fiili kafasına göre çeker. Çat  pat bir şeyler söyler işte. Molla Gürani’nin kaşları yıkılır, kafasını  “olmadı” gibilerden sallar, bakışlarıyla azarlar. Sonra üstüne basa basa  fiili çeker ve sesini yükselterek misallendirir:<br />
-Döverim, seni  döverim, seni öyle bir döverim ki!…<br />
Fatih ağlamaklıdır. Dudakları  uçuklaya yazar. Korkudan sesi titrer. İçinden son cümleyi tekrar eder.<br />
-Darabtühü  cidden şediden. İnanın döver mi döver.<br />
Bundan böyle saray halkına  rezil olmak da vardır işin içinde.<br />
Şehzade artık geceleri ödev  yapmaya başlar ve ezberlerini aksatmaz. Daha doğrusu aksatamaz. Ama gün  gelir ilmin tadını alır. Eski haşarılıklarından utanır. Çok değil üç beş  ay sonra bambaşka biridir o. Molla Gürani hazretleri:<br />
-Arabi ve  Farisi bilmek yetmez, der,<br />
-Düşmanlarının da lisanını öğrenmelisin!<br />
Nitekim  Fatih Latince, Sırpça ve Rumca öğrenir. Hem konuşur hem yazar.<br />
Ardından  “kafirdir” demez, Şehzadeyi İtalyan asıllı Anconal Giriaco’nun önüne  oturtur, Avrupa tarihini okutturur. Dahası neme gerek dedirtmez,  aritmetiğe, geometriye, astronomiye zorlar. Hepsi bir yana ufkunu açar.  İnanç aşılar. Eğer istenirse gemilerin karadan, kağnıların sudan  yürüyebileceğine inandırır.<br />
Bir ara Manisa’ya gelen Sultan Murat,  oğlunu tanıyamaz. Fatih görünüşte çocuktur, ama çok olgundur. Ufku  geniştir sonra. Hedefleri, idealleri vardır. Ki İstanbul bunlardan  biridir sadece. İşte belki de bu yüzden tahtını düşünmeden bırakır ona.<br />
Sultan  Murat Molla Gürani’ye şükranlarını sunarken kelime seçmekte zorlanır.  Hatta gözü kapalı vezirlik teklif eder. Mübarek boş versene gibilerden  omzunu silker:<br />
-Onu isteyene verin Sultanım, der,<br />
-Yıllardır bu  makama ulaşmak için çalışanları kırmayın. Dostlarınızdan olmayın sonra!<br />
Ancak  kadılığı reddetmek gibi bir şansı olmaz. Nitekim bir müddet devlet  erkanıyla çalışır. Ancak fırsatını bulduğu an ayrılır, apar topar  Kahire’ye döner. Belki de vebalden kaçar.</span></p>
<div id="crp_related"><h3>Bu Konularada Bakabilirsin:</br></h3><ul><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/padisahin-isi-ne.html" rel="bookmark" class="crp_title">Padişahın İşi Ne ?</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/canlandirilan-padisah.html" rel="bookmark" class="crp_title">Canlandırılan Padişah</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/eglence/numara-yanlis-olursa.html" rel="bookmark" class="crp_title">Numara Yanlış Olursa&#8230;.</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/derici-ve-padisah.html" rel="bookmark" class="crp_title">Derici ve Padişah</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/eglence/trafik-kazasi.html" rel="bookmark" class="crp_title">Trafik Kazası</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/seni-oyle-bi-doverim-ki.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyanın Derinlikleri&#8230;</title>
		<link>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/dunyanin-derinlikleri.html</link>
		<comments>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/dunyanin-derinlikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 20:34:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İlker Güven</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[çukurlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyanın Derinlikleri...]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın en derin çukurları]]></category>
		<category><![CDATA[en büyük çukurlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ilkerguven.com/?p=432</guid>
		<description><![CDATA[İlginç bulduğum ve hoşuma giden bir yazı. MİRNY ÇUKURU: Sibirya’nın doğusunda bulunan bu çukur, aslen bir elmas madeni olan &#8220;Mirny&#8221;. Mirny tam 525 metre derinliğinde ve 1.25 km çapında. Devasa kamyon Mirny’de çalışırken ancak bu büyüklükte görüntülenebiliyor&#8230; Mirny, uzaydan böyle görüntüleniyor. KİMBERLEY ÇUKURU: Güney Afrika’da bir elmas madeni. Kimberley’den çıkarılan toprak ağırlığının 22.5 milyon ton [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlginç bulduğum ve hoşuma giden bir yazı.</p>
<p><img src="http://i49.tinypic.com/2i090m0.jpg" alt="" /></p>
<p>MİRNY ÇUKURU:  Sibirya’nın doğusunda bulunan bu çukur, aslen bir elmas madeni olan  &#8220;Mirny&#8221;.</p>
<p><img src="http://i49.tinypic.com/2cnximw.jpg" alt="" /></p>
<p>Mirny  tam 525 metre derinliğinde ve 1.25 km çapında.</p>
<p><img src="http://i46.tinypic.com/rkzqmt.jpg" alt="" /></p>
<p>Devasa kamyon Mirny’de  çalışırken ancak bu büyüklükte görüntülenebiliyor&#8230;</p>
<p><img src="http://i46.tinypic.com/szv9tf.jpg" alt="" /></p>
<p>Mirny, uzaydan böyle  görüntüleniyor.</p>
<p><img src="http://i48.tinypic.com/1zwu8j.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>KİMBERLEY  ÇUKURU:</strong> Güney Afrika’da bir elmas madeni.<span id="more-432"></span></p>
<p><img src="http://i50.tinypic.com/12179cy.jpg" alt="" /></p>
<p>Kimberley’den çıkarılan  toprak ağırlığının 22.5 milyon ton olduğu tahmin ediliyor.</p>
<p><img src="http://i46.tinypic.com/v2qmf7.jpg" alt="" /></p>
<p>Kimberley çukuru tam 1097  metre derinliğinde</p>
<p><img src="http://i45.tinypic.com/2cnbnv6.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>BİNGHAM  KANYONU:</strong>Utah’ta bulunan Bingham Kanyonu Madeni, 1863 yılından  beri üzerinde çalışılan ve sürekli büyüyen bir &#8220;çukur&#8221;</p>
<p><img src="http://i49.tinypic.com/2jczm1w.jpg" alt="" /></p>
<p>Şu anki halinde Bingham  Kanyonu Madeni’nin derinliği 1 kilometreden fazla.</p>
<p><img src="http://i50.tinypic.com/2jee685.jpg" alt="" /></p>
<p>Genişliği ise 4  kilometre civarında</p>
<p><img src="http://i48.tinypic.com/10zmy3n.jpg" alt="" /></p>
<p>Madenin  içerisinden, üst kısımlar &#8220;dağ gibi&#8221; görünüyor.</p>
<p><img src="http://i45.tinypic.com/2hrer91.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>BÜYÜK MAVİ  DELİK: </strong>Belize’nin 60 mil açığında yer alan &#8220;Büyük Mavi Delik&#8221;  görenleri şaşırtıyor</p>
<p><img src="http://i49.tinypic.com/20pzsqu.jpg" alt="" /></p>
<p>Dünyada bir çok &#8220;Mavi  Delik&#8221; bulunmakta, ancak hiçbiri &#8220;Büyük Mavi&#8221; kadar çarpıcı değil</p>
<p><img src="http://i47.tinypic.com/20j2ubr.jpg" alt="" /></p>
<p>400 metre  genişliğindeki &#8220;Büyük Mavi&#8221; 145 metre derinliğinde</p>
<p><img src="http://i49.tinypic.com/zkhk5d.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>MANTİCELLO  BARAJI: </strong>Barajların taşmalarını önlemek için kullanılan delikler  de etkileyici büyüklükte olabiliyor. Kuzey Kaliforniya’da yer alan  Monticello Barajı’ndaki delik de bunlara bir örnek.</p>
<p><img src="http://i45.tinypic.com/xe0d37.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>DİAVİK ELMAS  MADENİ: </strong>Kanada’da bulunan Diavik Elmas Madeni.</p>
<p><img src="http://i50.tinypic.com/2psginb.jpg" alt="" /></p>
<p>Yellowknife’ın 300  kilometre kuzeydoğusunda yer alan Diavik Madeni, o denli büyük ve  çevreden o denli yalıtılmış durumda ki, bir Boeing 737’nin bile iniş  yapabileceği büyüklükte uçak pistine sahip</p>
<p><img src="http://i47.tinypic.com/x5urlj.jpg" alt="" /></p>
<p>Diavik Madeni’ni  çevreleyen sular donduğu zaman madenin görüntüsü çok daha etkileyici  hale geliyor.</p>
<p><img src="http://i45.tinypic.com/2dlm6xe.jpg" alt="" /></p>
<p>Aşırı  yağışlar kimi zaman böyle durumlara yol açabiliyor.</p>
<p><img src="http://i50.tinypic.com/vzzrea.jpg" alt="" /></p>
<p>Guetamala’da geçtiğimiz  yıl yaşanan olayda bu çukur ortaya çıkarken birçok evi yok etti.</p>
<div id="crp_related"><h3>Bu Konularada Bakabilirsin:</br></h3><ul><li><a href="http://www.ilkerguven.com/elektrik/plc-ders-notu-ve-ornek-uygulamalar-2.html" rel="bookmark" class="crp_title">PLC&#039;s &#124; PLC Ders Notu ve Örnek Uygulamalar</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/elektronik/0-24-volt-2-amper-ayarli-dc-guc-kaynagi.html" rel="bookmark" class="crp_title">0-24 Volt 2 Amper Ayarlı DC Güç Kaynağı</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/plc/punta-direnc-kaynagi-robotu-video.html" rel="bookmark" class="crp_title">Punta(Direnç) Kaynağı, Robotu</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/elektrik/kumanda-eleman-sembolleri.html" rel="bookmark" class="crp_title">Kumanda Eleman Sembolleri</a></li><li><a href="http://www.ilkerguven.com/elektronik/anahtarlama-elemanlari-triyak.html" rel="bookmark" class="crp_title">Anahtarlama Elemanları &#8211; Triyak</a></li></ul></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ilkerguven.com/hayata-dair/dunyanin-derinlikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

