Doğrularla Sosyal Mühendislik

“İnsan bazen soyut imge dünyasındaki bir şeyi kendisini var edebilmek adına gerçek imge dünyasındaki bir şey yerine yerleştirebilir yani bu ikisini değiştirebilir.”

Bir insanın iyinin ne olduğunu algılayabilmesi ya da kullanabilmesi için yanlışın ne olduğunu bilmesi gerekir. Yalan söylememek için neden yalan söylenir ve nasıl yalan söylenir gibi konuları incelemek ve bu davranışlardan ya da psikolojik etkenlerden uzak durarak doğruyu söyleyebilmeyi kolaylaştırabiliriz. Bu nedenle doğru söyleyerek nasıl sosyal mühendislik yapılabilir konusuna bir açıklama getirmek adına öncelikle yalanı incelememiz gerekiyor.

Yukarıda Freud’a ait savunma mekanizmalarından bir çıkarım bulunuyor. Soyut imge bireyin hayal dünyası gerçek imge ise bireyin yaşadığı hayat olarak nitelendirirsek, kişi kendi hayal dünyası içerisinde gerçek imge dünyasında gerçekleşmemiş ya da gerçekleşmesi mümkün olmayan soyut imgeler barındırabilir ki hiçbir insan sahip olduğu bir nesne için tekrar sahiplik adına bir hayal kurmaz. Örnek olarak hastanede çalışan bir hademe yeni tanıştığı bir insana ya da hademe olduğunu bilmeyen aile bireylerine çalıştığı hastanede doktor olarak görev aldığı yalanını söyleyebilir. Bu kişini sanal imgesinde doktor olmak istediği şeklinde yorumlanabilir ve sanal olan doktorluk mesleği gerçek olan hademelik ile yer değiştirmiş olur.

Burada söylenmiş olan doktorluk yalanı elbette ki kişinin savunma sisteminin bir parçasıdır. Fakat bu savunmayı hangi amaçla, neden yaptığı hususunda bir fikir belirtmek zor çünkü kişinin geçmişi, daha önce çalıştığı yerler, ailesi ile olan iletişimi, çevresi ile olan iletişimi ve kişilik psikolojisi bu yalanı söylemekte etkin rol oynamış olabilir. Bunun yanı sıra kişi kendi egosu nedeni ile yani hademelik mesleğini kendine yakıştıramadığı için tamamen içe dönük bir etkiden dolayı(ben, benlik) yine doktorluk yalanını söylemiş olabilir.

Continue reading

Sosyal Mühendislik – Psikoloji

Sosyal mühendislik insanı ilgilendiren, insani bir kavram olduğu sürece  insanın ilgilendiği  ve insanla ilgilenen her şey Sosyal Mühendisliğin ilgi odağıdır, merkezidir. Sosyal mühendisliğin amacı bilgi almak olduğu için bu odak noktalarının başında şüphesiz insan psikolojisi gelir.

Psikoloji ki dünya üzerinde en çok ve hızlı değişen durumlardandır. Evden çıkarken karşılaştığınız suratsız komşunuz, otobüsteki ukala görevli, ya da iş yerinde ki bozuk asansör o anki ruh halinizi belirlemekte oldukça önemli  unsurlardır ve bütün gününüzü zehir edebilmektedirler.

İnsan psikolojisi an ve an bu kadar kolay değişebiliyorken bir insanda bilgi almak deveye hendek atlatmaktan zor olabilir. Bu durum tabiki her insan için aynı değildir. X kişinin mutlu olabileceği bir durumda Y kişisi sinir krizi geçirebilir. Bu nedenle hedef kişi kesinlikle tanınmalı, hakkında ön araştırma yapılmalı, olaylar karşısındaki tepkisi analiz edilmelidir.

Psikolojik olarak bir çöküntü yaşamış, kötü durumda olan birinden bilgi almak sanıldığı kadar kolay değildir. Bu sinirli insan içinde geçerlidir. Bu nedenle hedef kişiyle amacınız ile ilgili yaklaştığınızda moralinin iyi olmasını, mutlu olmasını sağlayın O’na destek olun ki bize istediğimizi verebilsin.Neşesi yerinde olan, psikolojik sorunlar yaşamayan, morali yüksek olan bir insan daha rahat konuşur, sizi daha ciddi dinler, söylediklerinize dikkat eder ve ilgilenir.

Reel ya da sanal fark etmez, bir sosyal mühendislik organizasyonunda sorunlu taraf olmak çoğu kez avantaj olarak görülebilir.  Bunun nedeni insan iletişim kurduğu birine yardım etmek ister. Bu insani bir ihtiyaçtır. Belli durumlarda rolleri değişmeniz iletişime boyutluluk kazandırır. Hedefinizin sizi tanımasına izin verin ama gizliliğinizi ihlal etmeyin. Sizi sizin istediğiniz gibi tanısın.  Sizi tanımadan, size istediğinizi vermiyecektir.

Konuşma sırasında birden amacınızı belli etmeniz başarısızlığa yol açabilir. Direk söylemek yerine sohbet sırasında isteklerinizi ufak ufak konuya serpiştirin. Bu hedefinizin aklına istemsiz bir şekilde yerleşir ve bilinç altına işlenir. Bu şekilde isteğinizi parçalara bölerek aktarın.Böyle devam ettikten bir süre sonra hedef kendisini sorduklarınıza cevap verme yada isteklerinizi yapma konusunda ister istemez sorumlu hissedecektir ve bir kaç merkezi kelime söylediğinizde beyin daha önce parçaladığınız konuları birleştirip bize bilgi verecektir, istediklerimizi yapacaktır.

Hedefinizle iletişimde sürekli aynı konulardan bahsetmeyin. Ara konular sohbette önemlidir. Ortak konulardan -merkezi konularınızdan- ayrılıp başınızdan geçen bir olayı anlatmanız ya da hedefinizin ara konulara dalması sohbeti sağlamlaştırır ve sürekliliği korur. Ayrıca samimiyetin derecesini belirler. Yine ara konulardan merkez konuya dönerken mutlaka amacınız ile ilgili konuya gönderme yapın. Bu yine hedefinize yapılan istemsiz yerleşmedir.

Karşıdaki kişiye O’na değer verdiğinizi direk söylemeyin. Bu çok yapmacık durur. En azından bunu sanal ortamda söylemekten kaçının. Telefon konuşması yada yüz yüze konuşmadaki mimikleriniz ve ses tonunuzdaki değişimler duygularınızın samimiyetini destekler. Eğer böyle bir imkanınız yoksa hedefinize hiç yazmadığınız fakat yazmış gibi davrandığınız bir yazıdan bahsedin. Bu yazı tabiki O’nunla ilgili düşüncelerinizi içermeli. Hayal kırıklığına uğramış gibi davranabilirsiniz. Ya da ortak arkadaşlar bu konu için idealdir. Bir insanın sevildiğini seven kişiden değilde başkasından öğrenmesi(erkek-kadın ilişkisi değil!) seven kişiye karşı duyarlı olmasına neden olur. İster istemez O’na yakınlaşır, aradaki çerçeve ortadan kalkar.

İnsan psikolojisi çok kolay bir şekilde yönetilebilir.

İletişim

İletişim tanım olarak, kişi ya da kişilerin karşılıklı bilgi, duygu ve düşüncelerini paylaşma sürecidir. Diğer bir anlatımla anlamları eşit kılma sanatıdır.
Küreselleşme sürecindeki dünyada iletişim en temel faktörlerden biridir. Sevmenin yolu nasıl ki anlamaktan geçiyor ise insanlar arasındaki şüphe ve korkuda her zaman bilgisizlik ve uzaklıktan kaynaklanmıştır. Bu olumsuzluklardan kurtulmak çok iyi bir iletişimle mümkündür.

İLETİŞİMİN ENGELLERİ
Psikolojik : Verici ve alıcının görüş çerçeveleri, duygu ve heyecanları, saplantılar, ön yargılar.
Semantik : Konuşma ve yazı dilindeki fark ve anlaşmazlıklar.

ENGELLER-1
Statü : Verici ve alıcının akademik ve mesleki gelişme farkları, kaynak sorunu.
Korunma: savunma mekanizmaları.

ENGELLER-2
Alan: İletişim birimleri arasındaki uzaklık.

Hiyerarşi :Ast-üst çatışmaları, yetkinin az verilmesi, düzensiz haber akışı.

ENGELLER-3
Uyutma : Karar sürecine katılmayanların emirleri savsaklaması.
Sınırlama : Örgütün konumu gereği bazı iletilerin gizli kalması.
Continue reading