Cennet Parçası – Bölüm 10

<<<<<<<<<<<<-Kontrol Merkezi->>>>>>>>>>>

Mergen gelene kadar herkes toplantı salonuna toplanmıştı ve eski oturdukları yerde oturuyorlardı. Mergen içeri girince herkes sustu ve ekrandaki Komutan konuşmaya başladı.

Komutan: Sorun ne Mergen?

Nep: Efendim Mergen’in durum hakkında bilgisi yok.

Komutan: Nep?

Nep: Efendim bildiğiniz üzere Kabala örgütüne karşı bir operasyon başlatmıştık ve bu nednele Mergen örgütün içine sızmayı başarmıştı. Bize Kabala örgütünün lideri olan Tengri’nin sağ kolu Erlik’in bilgisayarını getirmişti. Bizde bilgisayarın içine bir izleme aygıtı ve kod çözücü(decoder) yerleştirmiştik. Böylece bilgisayar geçtiği bütün kapıların şifrelerini bize göndermişti. Ama biz şifreleri alırken nasıl olduğunu anlayamadığımız bir şekilde…

Komutan(Sözünü keserek): Nasıl olduğunu nasıl bilemezsiniz?

Nep: Efendim sizinde bildiğiniz gibi bu sistemler tamamıyla en ufak detayına kadar Mergen tarafından daha önce hiç kimsenin kullanmadığı bir dil ile programlanmıştı ve özel bir şifreleme içeriyor. Bu nedenle AR-GE ekibimiz bile sistemlerimizde çalışma yapamıyor. Yani sistemin bir açığı varsa bunun sebebi şüphesiz Mergen’dir ve bu sorunu çözecek kişide ta kendisidir. Asıl konuya dönecek olursak sistemimizde tanımlayamadığımız bir virus var. Amaç kontrol etmek değil yok etmek. Japon Kamikazeleri gibi her şeyi yok etmek için saldırıyor. Varsayımlarımıza göre…

Komutan: Varsayım mı, kesin konuş Nep!

Nep: Efendim virus durdurulamazsa içerideki herkes yavaş yavaş ölecek. Mergen’in durumunu göz önünde bulundurursak olası tek çözüm herkesi dışarı çıkarma ve Avis’i kapatmak. Eğer Avis’i kapatırsak tüm sistemlerimizi kapatmış olacağız ve saldırıya açık duruma geleceğiz tabi dışarıdan erişimde mümkün olacak. Bunun ne demek olduğunu biliyorsunuz.

Komutan: Saçmalama Nep, ne dediğini kulağın duyuyor mu? Mutlaka başka bir yolu vardır. Her zaman başka bir yol vardır değil mi Mergen?

Mergen: Efendim, ne yazık ki hiç bir fikrim yok. Daha Cennet parçası denilen şeyin nerede olduğunu ya da ne olduğunu bulamadım. Ama eğer sandığınız kişi gerçekten bensem mutlaka bu sorunu aşabilirim.

Komutan: Neyse ki kişiliğini hafızanla birlikte kaybetmemişsin… Nep?

Nep: Efendim.

Komutan: Bu durum geçene kadar ikiniz tam yetkilisiniz. Mergen’in yanından ayrılmayacaksın. Eğer başaramazsan gözüme gözükme!

Nep(yutkunarak): Emredersiniz efendim. (odadakilere) Herkes kendi çalıştığı bölüme dönsün ve durumla ilgili bir çözüm arasın, iletişim sadece telsizlerden yapılacak.

Toplantı odası bir kaç saniye içinde boşamıştı.

Dante: Efendim zamanımız azalıyor.

Nep: Biliyorum. Mergen hatırlamak zorundasın.

Mergen soğukkanlı bir şekilde sandalyesinde oturuyordu ve hiç bir endişesi yoktu.

Mergen: Kahve alabilir miyim?

Nep(şaşkınlıkla): Kahve mi? Kahve mi dedi? İnsanlar ölecek diyorum sen benden kahve istiyorsun. Bunun senin için bi anlamı yok mu?

Mergen: Panik kaosa neden olur. Hiçbir sorun kaosla çözülemez. Problemlerin çözümü için berrak bir zihin gerekiyor. Sakin ol… Soğukkanlı ol.

Nep: Bildiğiniz bir şey mi var?

Mergen: Birazdan anlarız. Odama gidelim ve şu olaylara bir daha bakalım ve bana bir kahve getirin.

Mergen ve Nep odadan çıkarken az önceki konuşmaya şahit olan Dante’nin yüzünde ufak bir tebessüm vardı, biran aklından “Mergen sanırım geri dönüyor” diye geçirdi.

Mergen ve Nep birlikte Mergen’in odasına gittiler. Mergen bilgisayarının önünde bir kaç tur attıktan sonra kahvesinden bir yudum aldı ve Avis’in hoparlöründen yankılanan sesi duydu.

Saldırıya kalan süre 4 saat 59 dakika,

Mergen: İçerik yöneticisi. Keşke sana daha kolay bir isim bulsaydım.

İçerik Yöneticisi: Bana Etiam diyebilirsiniz efendim.

Mergen: Peki Etiam durumu biliyorsun sanırım. Geçmişte sana böyle bir durum için bir not bırakmış mıydım? Yani hemen hemen her şey için bırakmışım sanırım bunun içinde bir şeyler vardır.

Etiam: Elbette efendim.

Mergen: Söyle o halde Cennet parçasının yerini ya da ne olduğunu.

Etiam: Maalesef efendim sadece bir ipucu var.

Mergen(Bir an şaşırır): Nasıl… ne demek ipucu?

Mergen bilgisayarı ile konuşurken Nep odada bir ileri bir geri dolanıyordu. Ellerini başından indirmiyor içinden bir şeyler söylüyordu. Endişeli olduğu her halinden belliydi ” İpucu he, bunu başaramayacak” diye düşünmekten kendini alamıyordu. Mergen bir an için ona döndüğünde içindeki ümitsizliği ve karamsarlığı sezdi.

Mergen: Aklından ne geçiyor Nep? Gerçekten bana inanmıyor musun? Unutma her şeyin başladığı yer kalptir. Ama bittiği yer akıldır. Umut bu ikisi arasındaki bağlantıdır. Eğer umudunu koparırsan her ikisini de öldürürsün.

Nep: İpuçlarıyla mı kurtaracaksın Avis’i?

Mergen(Bağırarak): Şüphen mi var!

Nep neye uğradığını şaşırdı ve oda sesini yükseltti.

Nep: Belli olmuyor mu?

Mergen aniden sakinleşti ve boğuk bir ses tonuyla

Mergen: Nep çık dışarı.

Nep: Neden?

Mergen: Hiçbir başarıda şüphe yoktur.

Nep(sakinleştikten sonra): Efendim, yanlış anladınız. Ben bilmiyorum. Size yardım etmem gerekiyor yoksa başarabileceğinizi düşünmüyorum.

Mergen: Nep şimdi. Dışarı çık. Hemen. Ben çağırıncaya kadar gelme. Emrediyorum.

Nep sinirli bir şekilde dışarı çıktı. Kapıdan çıkar çıkmaz bekçi devreye girdi ve odayı kilitledi. Nep kadına elleriyle saçlarını yolarak bekliyordu ve oldukça sinirliydi. Mergen ise içeride Etiam ile konuşuyordu.

Mergen : Söyle bakim ipucu ne?

Etiam: Bir orduya sahipsin peki ya General. Generali bul ve Apollon’u hatırla. Sen Apollon’u hatırladığında O’da seni hatırlayacak.

Mergen: Bu da ne demek?

Etiam: Efendim sizin koyduğunuz kurallar ile çalışıyorum ne yazık ki daha fazla bilgi yok.

Mergen: Nasıl bir deliymişim ben böyle bir durumda bile kendimle oyun oynuyorum. İnsan film adı bırakır ya da bir kitap adı bir… bir…

Mergen’in hafızasında bir şeyler canlanmaya başlar.Kahvesinden bir yudum alır. Bir yıl önceki bir anısını hatırlar.

<<<<<<<<<<-1 Yıl öncesi->>>>>>>>

Bir yıl önce Avis’te Tesla isimli bir bölümde Mergen ve bir arkadaşı karşılıklı oturuyor ve önlerindeki masada birer kahve vardır. Karşısında oturan kişi General’dir ve aynı zaman polis karakolunda yanına gelen kişinin ta kendisi.

Mergen: General sen benim tek dostumsun, tek güvendiğim insan. Şu kulaklığı kulağından çıkar ve beni dinle. Bir planım var.

General: Plan?

Mergen: Evet..

General: Anlaşılan birileriyle yollarımızı ayıracaz.

Mergen: O en kolay iş ve son iş. İlk önce onları ortaya çıkarmamız gerekiyor.

General: İstihbarat senin işin değil dostum. İsimsiz ilgilenir. Zaten zar zor bir araya geliyoruz şimdi birde bu işi çıkarma.

Mergen:Bu kez farklı. İçimizde hain var.

General sinirlendi ve ayağa fırladı elindeki kahve yere döküldü.

General: Hain mi? Söylediğin şeyin anlamını biliyor musun?

Mergen: Maalesef.

General: Kim hemen biletini keselim.

Mergen: Dur sakin olsan kardeşim.

General: Sakin olamam kardeşim.Biz uğrunda yürüdüğümüz bu sistem için canımızı dişimize takalım millet ihanet etsin. Duramam.

Mergen: Bunlar bir değil iki değil. Tek tek temizleyemeyiz. Ayrıca bazılarına ne yazık ki ihtiyacımız var. Önce işimizi hallederiz sonra gereğini yaparız. Hem yanlış istihbarat sağlamak içinde kullanabiliriz.

General: Beni bilirsin kardeşim. Her zaman arkandayım, eminim iyi bir planın vardır.

Mergen: Evet ve yardımına ihtiyacım var. Geçenlerde bilinçaltı mesajlardan konuşmuştuk hatırlıyor musun? Bilinçaltına yerleştirilen fakat istediğinde onu kullanamadığın bilgiler vardı. Bir çeşit sinyal ile tekrar canlandırılabiliyordu.

General: Bilinçaltı şifrelemeden mi söz ediyorsun? Hani şu müzik çaldığında hatırlanan hafıza.

Mergen: Evet evet onlar. Onlardan bir sürü lazım olacak bana.

General: Umarım kendi üzerinde kullanmayı düşünmüyorsundur.

Mergen: Aslında…. tam olarak düşündüğüm şey bu. Hafızamı parça parça bu melodilere yükleyeceksin ve sonrada sileceksin.

General: Kesinlikle olmaz. Olabilecekleri düşündün mü? Hafızan geri gelmeyebilir ki bu en iyisi. Yarım yamalak bir hafızayla kalabilirsin. Gerçekliği karıştırabilirsin anılarında kaybolabilirsin. Bilincini kaybedilirsin. Olacakları bir düşün ya hafızan geri gelmezse… ya gelmezse. Sistemde çıkacak bir sorunu kimse çözemez. Bu kadar emek hiç olur. Başka bir yolu…

Mergen: Başka bir yolu yok.

General: Hayır başka bir…

Mergen : Başka bir yolu yok. En iyi yol bu. Sadece… bana güven.

Mergen elindeki kahvesine bakarken birden kendine geldi ve nerede olduğunu hatırladı. Bilgisayarının karşısındaydı ve az önce yaşadığı şey gerçek gibiydi. Sanki daha yeni General ile konuşuyormuş gibi.Kahvesinden bir yudum aldı ve Etiam’a sistemi açmasını söyledi. Nep kapıda Mergen’i bekliyordu.

Nep: Efendim.

Mergen: General’i biliyor musun?

Nep: Eevet.

Mergen: Gidelim.

<<<<<<<<<-Tesla – General’in Odası->>>>>>

Anons – Saldırıya kalan süre 3 saat 45 dakika.

General Mergen’e baktı.

General: Nerelerdesin sen?

Mergen: Anca vaktim oldu.

General: Yalnız konuşacağımız sanıyordum?

Mergen: Nep beni dışarıda bekle.

Nep: Efendim beni….

General: Dışarı çık!

Nep sinirli bir şekilde dışarı çıktı. General Mergen’e bir fincan kahve uzattı ve kendi kahesinen bir yudum aldı.

General: Eski günlerdeki gibi ha?

Mergen: Sanırım öyle. Şu Apollon nedir peki.

General:Ah Apollon doğru. Bir yunan tanrısı. Açıkcası bana planından bahseteden önce Yunan mitolojisini bu kadar çok sevdiğini bilmiyordum. Apollon Yunan müzik tanrısıdır. Senin hafızanın anahtarı. Biran için korkmuştum açıkçası. Kendi koyduğun ipuçlarını birleştiremezsen ve bilgisayarın o müziği çalmazsa diye ama neyse ki korktuğum olmadı.

Mergen: Ne müziği ben bir şey duymadım.

General: Heyecanlanma hemen. Zaten duyamazsın. İnsan kulağının duyabileceği bir desibelde değildi ama beynin bu müziği duyabildi ve bilinçaltından bir hafıza parçasını canlandırdı. Neyse ki çalışmış ki buraya gelebildin.

Mergen: Şimdi ne yapacağız peki?

General: Öne kahveni hiç sonra sana bir müzik dinleteceğim.

Mergen: Bunun için zamanımız var mı?

General(gülüyordu): Sakin ol dostum, seni daha önce hiç böyle görmemiştim. Ne kadar eğlenceli olduğunu tahmin edemezsin. Neyse dediğim gibi birazdan sana bir müzik dinleteceğim o zamana kadar kahveni iç ve bırak diğer ekipler birimlerinde virusu yenmenin bir yolunu arasınlar. Her şey ayarladığımız gibi olacak zamanında hafızanı geri getireceğiz ve sende yapman gereken temizliği yapabileceksin.

Mergen(kahvesini yudumladı): Peki dediğin gibi olsun.

General: Eee Akilya nasıl?

Mergen kahvesini içerken boğazına takıldı ve birazını üstüne döktü. Ağzındaki kahve ise genzine kaçtı ve öksürmesine neden oldu. Kendisini toparladıktan sonra,

Mergen: Akilya’yı nerden biliyorsun?

General: Seninle sandığından daha yakındık kardeşim. Kardeş gibiydik gerçek kardeş.

Mergen: Bunları neden sildik hafızamdan?

General: Daha neler sildiğimizi bir bilsen kardeşim beni bir kaşık suda boğarsın.

Mergen: Neyse boş verelim bunları. Şu işimize baksak artık..

General: Tamamdır. Artık şu müziği açmanın zamanı geldi.

General masanın üzerinde duran ipodunu aldı ve sesini sonuna kadar açarak iki kulaklığı da kulaklarına geçirdi. Bilgisayarın karşısında oturdu ve özel bir dosyaya girerek ses dosyasını çalmaya başladı. Bilgisayarın hoparlöründen son derece tiz bir ses yankılanıyordu ve oldukça rahatsız ediciydi. Mergen başını iki elinin arasına alıp cenin şeklinde yerde kıvranmaya başladı. Acı çektiği çok net bir şekilde görülüyordu. Bir süre sonra kulaklarından kan gelmeye başladı. Gözleri kapalıydı ve sıkıyordu. Önünden anıları akıp gidiyordu. O’na çok kısa gelen bu an aslında 3 saatlik bir seanstı. Müzik bittiğinde kendini bıraktı ve yerde kaldı. Kafasını dizlerinin arasından çıkardı ve General’e baktı.

Mergen: Bitti mi?

General: Evet. Tam zamanında.

Mergen: Ne zamanı?

General: Saldırıya 15 dakika kaldı.

General gülüyordu.

Mergen: Komik olan nedir. İnsanlar ölecek.

General: Sen ne kadar zeki olduğunu bilmiyorsun ama ben biliyorum kardeşim. Hadi git de Avis’i kurtar.

 

Devam Edecek…

Posted in Cennet Parçası, Hikayeler, Yazı Dizisi and tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , .

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Güvenlik Sorusu *

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>