Cennet Parçası – Bölüm 7

Bekçi: Hoş geldiniz efendim içeri mi girmek istiyorsunuz?

Mergen: Evet bir sakıncası mı var?

Bekçi: Yok efendim ne sakıncası olabilir ki.. Yalnız bu içerideki bilgisayar…

Mergen birden korktu. Telaşlı bir tonda

Mergen: Evet ne olmuş bilgisayara…?

Bekçi: Garip bir böyle değişik, sonlandırmaya çalışıyor beni.

Mergen(gülerek): Tamam tamam hallederiz şu kapıyı açta.

Mergen içeri girdiğinde onu bilgisayar yerine İçerik Yöneticisi karşıladı.

İçerik Yöneticisi: Efendim hoş geldiniz. İsterseniz Bekçi’yi kapatabilirim.

Mergen: Neden?

İçerik Yöneticisi: Efendim siz onu çalışırken kimse sizi rahatsız etmesin diye yapmıştınız. Şuanda herkes epeyce meşgul.

Mergen: Önemli değil. Bu yüzük ne peki?

İçerik Yöneticisi: Efendim onu size getirmesi için Tuğ’a ben haber verdim.

Mergen: Ne işe yarıyor peki

İçerik Yöneticisi: Sadece sizin duyabileceğiniz şekilde ayarlanmış bir yüzüktür efendim. Sizin frekansınızda ses ve ışık yayar böylece sizinle iletişime geçebilirim. Sizde aynı şekilde bana ulaşabilirsiniz.

Mergen: Başkası bunu eline geçirirse?

İçerik Yöneticisi: Merak etmeyin bir şey yapamaz efendim. İnsanların duyduğu ses frekansı doğadaki seslerin çok küçük bir kısmını kapsar bildiğiniz üzere. Bilmediğiniz ise her insanın belli bir frekansa duyma organının uyarıldığı. Bunu siz keşfettiniz. Yani yüzükten çıkan sesi yalnızca sizin kulağınız duyabilir. Sizin eserlerinizden biri efendim.

Mergen: Ben mi? Nasıl keşfettim böyle bir şeyi, biyolojiyle de mi ilgileniyorum.

İçerik Yöneticisi: Efendim Cennet Parçası projesi kapsamında geliştirdiğiniz bir şey. Bir nanoteknoloji ürünü. Günümüzün bilimsel bulguları ışığında geliştirilmesi imkansız bir yüzüktür. Üzerindeki nanoorganizmalar sayesinde sizin vücudunuzun bir parçası gibi çalışıyor teninize temas etmediğinde ise sıradan bir yüzük.

Mergen: İmkansızsa ben nasıl geliştirebildim.

İçerik Yöneticisi: Bilmiyorum efendim. Cevabını siz biliyorsunuz.

Mergen: Bütün özelliği bu mu? Ya da neyse biraz sonra İsimsiz buraya gelecek.

İçerik Yöneticisi: Biliyorum efendim yola çıktı bile.

Mergen: Nerden biliyorsun?

İçerik Yöneticisi: Efendim tüm sistemler bana bağlı ve içinde bulunduğumuz yer sensörlerle dolu.

Mergen: Bekçi İsimsiz’i içeri alıyor mu?

İçerik Yöneticisi: Size soracaktır efendim. İzleyebilirsiniz.

İsimsiz kapıya geldiğinde Bekçi kapıda volta atıyordu. İçeride ise Mergen onları izliyordu.

Bekçi: Hoş geldiniz?

İsimsiz:…

Bekçi: Bir şey mi istediniz?

İsimsiz:…

Bekçi: Konuşmayacaksanız burada uzaklaşın.

İsimsiz cebinden bir çeşit giriş kartını çıkartarak kapıdaki okuyucuya okuttu. Bu kart sayesinde Bekçi Mergen’e İsimsiz’in geldiğini haber vermek zorunda kaldı.

Bekçi: Efendim dışarıda biri var içeri giriş için yetki istiyor. Adı İsimsiz.

Mergen: İçeri alabilirsin.

İsimsiz içeri girdi dosyayı Mergen’e uzattı ve gözlerine doğru baktı.

Mergen: Seninle nasıl konuşacağımı bilmiyorum, adını bilmiyorum. Şifre lazımmış onu da bilmiyorum. Keşke bir yerlere bunun içinde bir ipucu bıraksaydım.

İsimsiz kolunu dirsekleri 90 derece olacak şekilde öne doğru kaldırdı ve bileklerini yukarı çevirdi. Aynı hareketi Mergen’de yaptı ve sonra kolundaki dövmesi aklına geldi ve istemsiz bir şekilde okudu.

Mergen: Elçi: CennetinParçasıİçin

İsimsiz arkasını dönmüş yüzün açıyordu aynı zamanda Mergen’in parmağındaki yüzükten bir takım sesler geliyor.

Ses Taraması – Onaylandı
Doku Taraması – Onaylandı
Nabız – Onaylandı
Vücut Isısı – Onaylandı
Giriş Yapan Kullanıcı: Mergen

İsimsiz yüzünü tamamen açtığında arkası dönüktü. Mergen heyecanlandı. İsimsiz başını saran bandajları açtıkça ensesine doğru uzun sarı saçlar düşüyordu. Bunlar erkek saçına benzemiyordu, bandajların tamamını açtığında beline kadar uzanan altın sarısı düz saçlar Mergen’i oldukça şaşırtmıştı. Arkasını dönerken;

İsimsiz: Adım Akilya.

Mergen: Akilya.. dedi sanki bir yerden çağrışım yaparcasına ama aklına gelen bir şey yoktu. Akilya Mergen’e döndüğünde ise bir şok daha geçirdi. Bu otel odasında uyandığında hafızasında kalan tek şeydi. Saati sorup sonrada anlamsız bir kahkaha patlatarak “Cennetin Parçası için… bekle… geliyorlar” diye sarışın kızdı.

Akilya: Sonunda beni çağırmayı akıl ettin.

Mergen: Nnne anlamadım ne diyorsun sen?

Akilya: Hafızanı sildirdiğine hala inanamıyorum tüm sistemi riske attın, bizi unuttun.

Mergen: Biz mi, ne demek istiyor….

Mergen lafını bitirmeden Akilya ona sarıldı. Ne olduğu anlamıyordu ama O’da farkında olmadan Akilya’ya sarılmış kokusunu içine çekerken yakaladı kendini. Bir süre sarıldıktan sonra Akilya kendini geri çekti.

Akilya: Neyse şimdi işimize bakalım. İnsanların hayatı tehlikede. Sana bazı konularda bilgi getirdim.

Mergen:(kekeleyerek) Tammmaammm

Akilya: Burada olanlar gizlidir, konuşmalar ve elbette diğer olan şey.

Mergen: Neden?

Akilya: Bilgisayar 3. Bölüm 453. Görev bilgilerini ekrana getir.

PC: Emredersiniz.

Akilya: Şimdi beni dikkatle dinlemelisin. Ekrandaki bu bina Kabala örgütünün üssü. Dışarıdan baktığında bir restoran. Ama İstihbarat ekibimizin ulaştığı bilgilere göre tuvaletten Kabala örgütünün merkez üssüne inilen bir asansör var. Ama asansör olan tuvaleti normal olarak gittiğinde bulamıyorsun. Öncelikle restoranda 1 saat 12 dakika vakit geçirmelisin ve ardından pankek siparişi vermelisin. Sonra yanına biri gelecek ve sana sorular sorabilir. Burada İçerik Yöneticisi devreye girecek ve Dante aracılığıyla sana yardım edecek.

Mergen: Yüzüğü kullanarak mı? İlginç olacak.

Akilya: Evet. Daha sonra üsse girebilirsiniz. Orada da ne yapmanız gerektiğini yine İçerik Yöneticisi aracılığıyla öğreneceksin.

Mergen: Neden 1 saat 12 dakika beklemem gerekiyor.

Akilya: 72’nin onlar için özel bir anlamı var. İncil’de Tanrı’nın 72 adı vardır.

Mergen: Hristiyanlar mı?

Akilya: Kabala çok milletli bir örgüt ama ağırlıklı olarak evet Hristiyanlar diyebiliriz.

Mergen: Sıkılırsam?

Akilya: Sabırlı olmalısın yoksa… Sabırlı ol.

Mergen: Oraya daha aklı başında birini gönderemez misin?

Akilya: Bu senin görevin Mergen. Senin gitmen gerekiyor. (gözü yaşardı ama eliyle sildi) Aşağı indiğinde….

Akilya Mergen’e gerekecek diğer bilgileri de anlattı. Odadan çıkmak için yüzünü sarıyordu henüz dudaklarını sarmadan Mergen’i öptü ve odada çıktı. Mergen’in görev için saat akşam 10:48 de restoranda olması gerekiyordu. Biraz dinlenmek için İçerik Yöneticisi kontrolünde uykuya daldı.

<<<<<<<<<-Saat 10:47 Piramit Restoran->>>>>>>>>>

Restoranın kapısından girmeden önce şöyle bir göz gezdirdi. Özenli verilmiş eski görüntüsünün altında oldukça iyi saklanmış modern bir restorandı. Salaş mekanları seven tipler için özenle dizayn edilmiş. Tam 10:48 de restoranın kayıkçı kapılarına benzeyen kapısından içeri girdi ve diğer masalara göre daha gölgede kalan arka taraftaki masalardan birine oturdu. Bir kaç dakika sonra garsonlardan biri yanına girdi.

Garson: Buyrun efendim siparişinizi alabilir miyim?

Mergen(Başı menüde): Sipariş vermeyeceğim.

Garson: Anlamadım efendim.

Mergen: Salak mısın yoksa tekrar ettirmek hoşuna mı gidiyor? Sipariş vermeyeceğim.

Garson: Peki ben size müdürümü çağırayım efendim.

Mergen: Bekliyorum.

Bir kaç dakika içinde restoranın müdürü olan kişi Mergen’in yanına geldi.

Müdür: Bir sorun mu var efendim?

Mergen: Oradan bir sorun mu var gibi görünüyor?

Müdür: Arkadaşım bana siparişiniz ile ilgili bir problem olduğunu söyledi efendim doğru mu?

Mergen: Arkadaşının omuzlarının üzerinde taşıdığı o şeyin söyledikleri sence umurumda mı?

Müdür: Her neyse herhangi bir sorun yok mu efendim?

Mergen: Var mı?

Mergen’in yüzüğünden duyduğu bu konuşma diyalogları bittiğinde Müdür Mergen’i rahatça görebileceği bir masaya oturdu ve gözünü Mergen’in üzerine dikti. Bu konuşma Dante’nin kontrolünde geçmişti ve Sokrates tekniğini kullanarak müdürü geçebilmişlerdi. Soruya soruyla karşılık verme methodu Sokrates’in oldukça sık başvurduğu bir yöntemdi. Bu yöntem kişinin kendi sorduğu soruları sorgulayarak kendine olan güvenini kaybetmesine ve doğruyu söylemesini hedefliyor. Kişi kendini eleştirirken karşısındakine güveniyor. Dante’nin kontrolünde Mergen Müdür’ün dikkatini çekmişti. Şimdi yapması gereken ise 1 saat 12 dakika boyunca Müdür’ün delici bakışlarına dayanmaktı. Üstelik en ufak bir zayıflık belirtisinde tüm operasyon bitebilir, Mergen için her şeyin sonu gelebilirdi.

Saat 12’ye geldiğinde Mergen sağ elini kaldırarak Garson’a işaret yaptı. Yanına gelen Garson’a pankek siparişi verdi. Garson doğrudan gözünü bir saniye bile Mergen’den ayırmayan Müdür’ün yanına gitti ve eğilerek kulağına bir şeyler fısıldadı. Müdür ayağa kalktı ve Mergen’e;

Müdür: Siz?

 

Devam Edecek….

Posted in Cennet Parçası, Hikayeler, Yazı Dizisi and tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , .

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Güvenlik Sorusu *

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>