Cennet Parçası – Bölüm 9

İmothep ve Erlik yanından ayrıldıktan sonra Mergen koridorun köşesindeki su sebilinin yanına gitti. Bir bardak aldı ve suyu doldurmak için sebilin düğmesine bastı. Bardağı yarıya kadar doldurdu ve içti ardından tekrar doldurdu. İkinci bardağı da içerken sebilin düğmesini bırakmadı ve su yere döküldü. Bardağı çöpe atıp sebilin yanında biraz uzaklaştı ve kulaklıkla konuşuyormuş gibi yaptı. Bir kaç dakika içinde bir hademe gelip su dökülen yeri temizledi. Mergen hademeyi takip ederek hizmetli odalarını buldu ve yaka kartını takıp kapısına kadar geldi. İçeri gireceği sırada az önce yerleri temizleyen hademe dışarı çıktı ve burun buruna geldiler. Mergen hademenin yaka kartına baktı ve,

Mergen: Meraba Murat Bey, ilerdeki sebilin yanına su dökülmüş sanırım ben yeniyim de ilgilenebilir misiniz? Ben de o sırada üstümü değiştireyim.

Murat: Merak etmeyin Hakan Bey temizlendi. Siz üstünüzü değiştirebilirsiniz. Elbise dolapları solda en sonda.

Mergen: Teşekkürler.

Mergen Hademelerin odasına girerek üstüne uygun bir elbise ve bir de paspas alıp tekrar koridorlara çıktı. Koridorlarda biraz dolaştıktan sonra büyükçe bir kapının önünde durdu. Tengri’nin odasını biliyordu ve diğer büyük kapıda Erlik’in odasının olmalıydı tabi ki. Odanın kapısında ki iki askerin yanında yerleri paspaslamaya başladı.

Asker: Buraya temizlikçi çağrılmadı lütfen uzaklaşın.

Mergen: Biliyorum.

Asker: (Elindeki silahı Mergene doğrultarak) Uzaklaşın dedim.

Mergen kafasını yerden kaldırmadan konuşmaya devam etti.

Mergen: Seni aptal görmüyor musun? Temizlikçi değilim ben.

Asker: Kimsin?

Mergen: Beni Tengri gönderdi sizi denetlemem için. Gerekli bilgiyi sadece Erlik’e verebilirim. İndir o silahını.

Asker: Diz çök pisliğini başka bir arkadaşın gelip temizler artık.

Mergen: Beni vuracak mısın?

Asker: Diz çök dedim.

Mergen: Hayatını kaybedeceksin.

Asker: Son uyarım diz çök. (telsizden Erlik’e) Efendim burada ajanınız olduğunu söyleyen biri var öldürmek için izin istiyorum.

Erlik: Öldür. Benim ekibimde ajan olmaz.

Asker: Emredersiniz efendim.

Mergen: Bekle ben zaten Tengri’nin ajanıyım gerekli bilgiyi sadece Erlik’e verebilirim dedim sana. Şimdi şu silahını indir ve beni Erlik’e götür asker!

Asker(bir kaç saniye düşündükten sonra): Düş önüme.

Mergen önündeki Askeri takip ederek Erlik’in odasına gitti. Düşündüğü gibi ihtişamlı bir kapısı yoktu neyse ki hata yapmamıştı. Kapıdaki Asker Mergen’i ve O’nu getiren askeri içeri aldı.

Erlik: Sana bu adamı öldürme emri vermemiş miydim?

Asker: Efend….

Asker sözünü bitiremeden yere düştü, kafasını yere koyduğunda son kez Mergen’in gözlerine baktı. Erlik belindeki silahla Askeri vurmuştu ve silahını indirmeden Mergen’e çevirdi.

Erlik: Sana başaramayacağını söylemiştim ama sen ısrar ettin. Şimdi bedelini ödeme vakti. Son bir sözün var mı?

Mergen gayet sakin bir şekilde ellerini kaldırdı ve önünde duran koltuğa oturdu. Oldukça sakindi.

Mergen: Son bir soru sorabilir miyim?

Erlik Mergen’in sakinliğine şaşırmış şekilde başıyla onay verdi.

Mergen: Şu anda nerdeyiz?

Erlik aniden terlemeye başladı vücut ısısı yükseldi eli gevşedi ve silahını burnu yere doğru eğildi. Koltuğuna oturdu, Mergen’in odasını bulamayacağını düşünmüştü ama şuan tam karşısında kendi odasında oturuyordu. Silahını beline koydu ve arkasına yaslandı.

Erlik: Keyfinize bakın.

Mergen: Bu nezaketi neye borçluyuz acaba?

Erlik: Cennet parçasına tabi ki. Nerede o?

Mergen Cennet parçasının ne olduğunu ya da nerde olduğunu bilmiyordu. İstese bile Cennet Parçasını Erlik’e veremezdi.

Mergen: Cennet Parçası bende değil ve yerini bilmiyorum.

Erlik: Çok yazık oldu. Gösterin hoşuma gitmişti ama şimdi seni öldürmek zorundayım(elini silahına götürdü)

Mergen: İkide bir beni öldürmekten bahsetmezsen sevinirim. Sana bir soru soracağım.

Erlik: Artık sorularınla ilgilenmiyorum. Seni öldürmemek için bir nedenim kalmadı.

Mergen: Beni istediğin zaman öldürebilirsin zaten ama öncelikle şuna cevap ver. Elçi ya da Mergen hakkında ne biliyorsunuz?

Erlik: Kendimi bildim bileli Elçi’nin peşindeyiz tabi şu Mergen denen herifinde. Bütün istihbarat kaynaklarımızı onları bulmak için kullandık bir çok örgütle işbirliği yaptık ama elimizde hiç bir bilgi yok. Onları ararken bir çok devlet sırrı öğrenmemize rağmen onlara ulaşamadık. Sadece neler yaptıklarını biliyoruz ama neye benzedikleri hakkında en ufak bir bilgimiz yok. Belki de gerçekte böyle birileri bile yoktur.

Mergen: Peki ya Cennet Parçası?

Erlik: Benim için Cennet Parçasının bir önemi yok.

Mergen: Neden?

Erlik: Cennet Parçasına sahip olan kişi onun peşindekilere de sahip olur. Hepsi bu. Ne yaptığı, neye benzediği ya da nerede olduğu hakkında bir bilgimiz yok.

Mergen: Bende Cennet Parçasının nerede olduğunu bilmiyorum fakat ne işe yaradığı hakkında bilgim var. Bu bilgiyi kullanarak Elçi’ye ulaşmaya çalışıyorum böylece Cennet Parçasını bulabilirim. Bu konuda bana yardımın gerekiyor.

Erlik: Sana neden yardım edeyim?

Mergen Erlik’in masasındaki bilgisayarı önüne çekti ve boş bir sayfa açıp yazmaya başladı.

Mergen: Erlik sakın konuşma. Parmağımdaki yüzükte bir verici var ve konuşmalarımız dinleniyor. Sinirlenmeden önce yazdıklarımı iyice oku. Ne olduğunu anlamadan bir grup tarafından kaçırıldım. Beni biriyle karıştırdıkları apaçık ortada ama beni dinlemiyorlar. Bütün sistemlerini benim kurduğumu sanıyorlar ama ben bilgisayardan zerre kadar anlamam. Bu grubun lideri Tuğ diye bir adam ve sizi öldürmeye çalışıyorlar. Anlayacağın üzere beni de yem olarak kullanıyorlar. Cennet parçası denilen şey sanırım çok değerli bir şey. Konuşmalarından duyduğum kadarıyla insanları kontrol edebilme gücüne sahip ilk uygarlıklardan kalma bir alet sanırım. Her neyse oldukça para edeceği ortada, bununla bütün dünyaya hükmedebilirsin. Elçi’nin yerini bir tek ben biliyorum İstihbarat liderleri benden başka kimseyle konuşmuyor çünkü. Plan şu; ben cennet parçasını sana getireceğim sen bana paramı vereceksin. Şimdi bana bir verici olan bir şey ver ne bilim bilgisayar gibi. Ben bunu Tuğ’a götürürken sende yerlerini tespit eder ve onları beklemediği bir anda vurabilirsin. Ben senin güvenini kazanırım sende en büyük rakibinden kurtulursun, ne diyorsun?

Erlik bilgisayara oturdu ve yazmaya başladı.

Erlik: En başından beri senin bir hain olduğunu biliyordum. Tuğ ve ekibinin biliyoruz, planını gerçekleştireceğiz ama en ufak bir aksilikte canını alırım.

Mergen: Hata yapmazsan kimse ölmez.

Erlik: Bunu birlikte göreceğiz. Şimdilik adın her ne ise yüzüğünü görmezden geliyorum. Eğer Cennet Parçasını bana getirirsen sana verebileceğim yegane teklif 7 Milyar $.

Mergen eliyle 10 Milyar $ dolar işareti yaptı fakat Erlik 8 verdi. Mergen sağ elinin başparmağıyla tamam işareti yaptı. Erlik’in tüm dünyayı elinde tutabilme gücüne karşılık biçtiği değer 8 milyar$ dı. Müthiş bir pazarlık. Erlik gerekli işlemlerin yapılması için Mergen’den 2 gün istedi. Laptop’daki bilgilerin yedeğini aldıktan sonra verici yerleştirilecek ve Mergen ile birlikte Avis’e Tuğ’a gönderilecekti. Laptop içindeki bilgiler Kabala örgütünün tüm işlerinin kayıtlarını ve birçok gizli bildiği içeriyordu. Bilgilerin başkası eline geçmesi şüphesiz Kabala’nın sonu olacaktı ama Cennet Parçası için bu riske değerdi. Karşısında Bay M olduğunu söyleyen adama güvenmekten başka yapacak bir şeyi yoktu. Zaaflarının esiriydi. Eğer plan Mergen’in anlattığı şekilde işlerse tüm dünya parmaklarının ucunda olacaktı.

2. günün öğle vaktinde bilgisayar hazırlandı. İçinde bir dinleme aygıtıyla birlikte Mergen’e verildi. Mergen Piramit Restorandan çıkar çıkmaz yüzük sayesinde Tuğ ile iletişime geçti ve buluşmak istediğini söyledi. İçeride olanlardan ya da bilgisayardan bahsetmedi. Tuğ ise buluşma yeri belirtmedi onun yerine bir plandan bahsetti ve Erlik’e söylememesi gerektiğini belirtti. Bunun üzerine Mergen restoranın önünden uzaklaştı. Plan gereği bir taksiye bindi ve adres olmaksızın bir kaç saat boyunca şehirde turladı. Daha sonra taksiciye en yakın karakola gitmesini söyledi ve taksiden indi. Doğrudan kapıda nöbet tutan polis memuruna yürüdü ve kafa attı. Diğer memur ve içeriden gelen memurlar Mergen’i oracıkta tutukları ve nezarete attılar. Direnmemişti ve biraz hırpalanmıştı. Sorulan hiç bir soruya cevap vermedi. Elindeki Laptop’a el konuldu ama endişelenmiyordu çünkü Laptop poliste ve şifreliydi. Açmaları mümkün değildi ve kaybolması imkansızdı. Bir süre sonra yanına bir adam daha atıldı. Rahat giyimli kulağında kulaklığı mp3 dinliyordu. Mergen’i süzdükten sonra sigara paketini uzattı.

Mergen: Kullanmıyorum.

Adam paketi ısrarla tutunca içinden bir tane aldı ve içmeye başladı.

Mergen: Başka bir buluşma yolu yokmuydu?

Adam: Şikayet etme hala yaşıyorsun.

Mergen: Kimi bekliyoruz biran önce Tuğ’yu görmem gerekiyor.

Adam: Kimi?

Mergen: Tuğ’ya götür beni hemen.

Adam: Tuğ meşgul ben varım.
Mergen: Sen kimsin?

Adam: Köpekleri sever misin?

Mergen: Neler oluyor böyle konuşmamıştık?

Adam: Sarhoş musun sen? Sadece sarhoşmuş.(Polislere) Atın bunu dışarı uğraşmayın.

Mergen olanları anlatmaya çalıştı ve bilgisayarı aldıktan sonra “bu Erlik’in bunu Tuğ’a ulaştırmalıyım” dedim ama polisler onu dinlemeden kapı dışarı ettiler. Mergen elinde bilgisayarla birlikte doğrudan Piramit Restorana Erlik’in yanına döndü. Erlik elinde kendi Laptop’u ile Mergen’i görünce yüzünün rengi değişti. Kayıtların incelenmesi için bilgisayarı adamlarına verdi. Verici bulunmaması için çok iyi gizlendiğinden dolayı işlem biraz zaman aldı. Bu sırada ise Mergen başına gelenleri Erlik’e anlattı. Bilgisayar Mergen’in karakoldan atılma seslerini kaydetmişti. Erlik Mergen’i odasına çağırdı ve kaydı birlikte dinlediler. Oldukça sinirlenmişti çünkü elinde karakol adresi dışında koca bir hiç vardı. Konuşmaları dinledikten sonra Mergen’e baktı ve;

Erlik: Başka bir planın var mı yoksa seni öldüreyim mi?

Mergen: Neden beni öldüreceksin, elimden geleni yaptım.

Erlik: Sana inanmamı mı bekliyorsun?

Mergen: Ne demek istiyorsun?

Erlik: Sen Tuğ’a kadar gideceksin ve o hiç birşey yokmuş gibi seni geri mi yollayacak? Sence bu komik mi?

Mergen: Beni anlamıyor musun O’nu göremedim bana inanmadılar.

Erlik: Artık bende inanmıyorum.

Mergen: Ölecek miyim?

Erlik: Sen bir yalancısın ve hainsin. Kabala’nın üyesi değilsin.

Erlik elini silahına götürürken telsizden gelen sesler biran için duraksamasına neden oldu. Bilgisayarı yeterince kontrol ettirmeden sadece kayıtları almıştı. Bu ihmali ise canını yakacaktı. Her yerde sirenler çalıyordu ve telsizdeki konuşmalar yankılanıyordu.

Telsiz: Efendim Elit Birlikler…. Buradalar.

Erlik: Nasıl olur.. ya giriş kodları?

Telsiz: İçeriden bilgi sızmış olabilir efendim.

Erlik: Bu imkansız…

Mergen: Hahaha yapma ama Erlik. İmkansız olan nedir? Bilgisayarına bir verici yerleştirmiş olamazlar mı? Bunu yediğine inanamıyorum.

Erlik kısa bir an süren şaşkınlıktan sonra silahını çekti ve Mergen’e doğrulttu.
Erlik: Beni aldattın, yalan söyledin eğer burada öleceksem sende benimle öleceksin.

Mergen: Sakin ol beni öldürmeyeceksin. İstersen biraz konuşalım.

Erlik(Gergin bir ses tonuyla): Anlaşma mı?

Mergen(Eliyle çenesini okşayarak yumuşak bir tonda): Bir düşünelim… Neden olmasın?

Erlik: Bundan sonra anlaşma yok öleceksin…

Mergen: Biraz dinle istersen.

Mergen oldukça rahat bir tavır sergiliyordu ve zaman zaman gülüyordu.

Erlik: Neyi dinleyeyim daha?

Mergen: Size saldıranlar kim?

Erlik: Elit birlikler…

Mergen: Onların ününü duymuştum. Eğer onlar istemezse geldiklerini duyamazmışsın.

Erlik(yutkunarak): Evet ama çok iyi güvenlik sistemlerimiz var. Bunların önemi yok. İzninle işime bakmam gerekiyor seninle yeterince zaman kaybettim. İzninle şimdi gitmeliyim.

Silahının emniyetini açtı ve işaret parmağını tetiğe götürdü. Tam ateşleyecekti ki Elit birliklerin lideri Albay Erlik’in arkasındaki karanlıkta sadece yüzü görünecek şekilde belirdi ve elindeki bıçakla Erlik’in boğazını kesti ve silahını elinden aldı.

Mergen: Neredeyse beni öldürecekti.

Albay: Neredeyse…

Mergen: İki saattir atıp tutuyordu yok bizim güvenlik sistemlerimiz yok bizim adamlarımızmış arkasında olduğunu bile anlamadı. Neyse çıkalım artık şuradan. Kaç kişi geldiniz?

Albay elindeki silahı Mergen’e uzatarak

Albay: 3 kişiyiz birde sen. Gidelim.

Mergen eline silahı aldı ama sanki ilk defa tutuyormuş gibi onunla ne yapacağını bilmiyordu. Erlik’in odasından çıkarken diğer iki Elit birlik askeride kapıya gelmişti. Koridorlardan yürürken etrafa ölen cesetlere aldırış etmiyorlardı önlerine çıkan herkesi öldürüyorlardı. Tengri’nin odasına doğru ilerlerken koridordan dönemleri gerekiyordu, iki asker koridorun sağına ve soluna geçtiler, Albay ve Mergen arkadan gelirken T şeklinde olan koridorun diğer ucundan askerler çıktı. Albay Mergen’i ileri iterek koşturdu ve karşılarına çıkan askerleri indirdi. Bu sırada Mergen ise diğer iki askerin tuttuğu koridora girerken sol bacağının üzerinde yerde kayarak karşısına çıkan askeri bir kalbe ve bir kafaya olmak üzere iki kurşunla öldürdü. Adam öldürmenin etkisiyle yerde kalan Mergen’in koluna giren Albay onu yerden kaldırdı. Diğer iki asker ise Tengri’nin odasına girmiş ve çıkmışlardı.

Asker: Çoktan gitmiş efendim. Masasında bu notu bulduk.

Notta Sonsuz “Kök Tengri’nin” dileğiyle. yazıyordu.

Albay: Hemen çıkıyoruz.

Koşarak Piramit Restoranın girişine çıktılar ve uzaklaştılar. Bir kaç kilometre gittikten sonra arkalarında büyük bir patlama oldu. Mergen hala şokun etkisindeyken yüzüğünden bir çağrı geldi.

Nep: Mergen, acilen Avis’e gelmelisiniz efendim.

Mergen: Neden?

Nep: Efendim sistem…

Mergen: Ne oldu?

Nep: Sisteme virus sızdı efendim. Erlik’in bilgisayarından olduğunu tahmin ediyoruz. Her şeyi siliyor. Sistemdeki tek yetkili kişi sizsiniz efendim ve tek bilgili.

Sorunlar büyüktü. Eğer sistemdeki virus savunma sistemlerine ulaşırsa Avis’teki bütün personel sistem silahlarınca imha edilecekti. Daha büyük sorun ise bu saldırıyı sadece Mergen durdurabilirdi ama ne yazık ki oda cennet parçasının yerini bilmiyordu.

 

Devam Edecek…

Posted in Cennet Parçası, Hikayeler, Yazı Dizisi and tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , .

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Güvenlik Sorusu *

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>