Cennet Parçası – Bölüm 8

Mergen(kendinden emin): Evet.

Müdür: Beni takip edin efendim.

Müdür önde Mergen ise arkasında O’nu takip ederek İsimsiz/Akilya’nın dediği gibi tuvalete gittiler. Normalde 3 kani olan tuvalette 4. ve eski bir kabin daha vardı. Müdür kapıyı açtı ve;

Müdür: Buradan sonrasını tek devam etmeniz gerekiyor Bay ?

Mergen: Bay M.

Mergen tuvaletin kapısının önüne geldi ve içeriye girdiğinde klozetin arkasındaki duvarın açıldığını gördü ve içeri girdi. İçeri girer girmez kapı kapandı ve duvarların yerinden oynadığını hisseti. Az önce girdiği 4. kabin muhtemelen yeniden gizlenmişti. Mergen’in girdiği bu yer karanlıktı, dikkatlice bir adım attı ve ışıklar yandı. Küçük bir kabinde olduğunu fark etti, tam karşısında ise asansör duruyordu. Asansörü çağırdı ve bindi. Asansörde yalnızca iki düğme vardı, aşağı ve yukarı. Aşağı olan düğmeye bastı ve asansör aşağı doğru hareket eti.

İçerik Yöneticisi: Dikkatli ol Mergen, attığın adımlara dikkat et.

Aşağı indiğinde yukarıda olduğu gibi burası da karanlıktı. Bir adım attı ve ilk kademe ışıklar yandı. Sağda ve solda zırhlı giyinmiş silahlı adamlar duruyordu. Biraz korktu ama yürümeye devam etti. Mergen yürüdükçe ışıklar kademe kademe yanmaya başladı ve tüm koridor boyunca bu silahlı adamlar sağlı sollu dizilmişlerdi. Tüm bu insanların bakışları oldukça rahatsız ediciydi ve Mergen’i ürkütüyordu. Büyükçe bir kapının önünde durdu. Tam karşısında Erlik gözlerini ona dikmiş acımasız bakışlarıyla O’na açık çektiriyordu. Erlik Kabala örgütünün iki numaralı adamıydı ve liderin sağ koluydu. İri bir yapısı vardı. Kabala’nın lideri hakkında bilinen tek şey adının Tengri olduğuydu. Erlik ismi ise daha bilinen bir isimdi. Örgütün tüm yönetimi Erlik aracılığıyla yürütülüyordu.

Erlik: Kimsin?

Mergen: Bay M

Erlik: Tengri ile ne işin var.

Mergen: Özel olarak görüşeceğim.

Erlik: Kim olduğun umurumda değil. Üzerinde sinyal verici var.

Mergen: Hayır, yok.

Erlik: Öyle mi? Telefon, çağrı cihazı ya da… dinleme aygıtı. Onu bana ver.

Mergen: Üzerimde bir şey yok.

Erlik: Kim olduğunun beni ilgilendirmediğini söyledim sana o aygıtı bana vermezsen gözümü kırpmadan seni öldürürüm. (Boşluğa seslenerek) İmothep…

Bay M bir anda yaklaşık bir hafta önce yaşadığı korkunç anı hatırladı. İmothep ve doktorun söyledikleri aklına geldi. Korkuyordu ama ensesinde nefesini hissettiği İmothep’e dönüp bakamıyordu.

Mergen: Bana güven.

Erlik: Sana güvenmem için bir neden yok. İmothep bu çocuğun icabına bak.

Erlik arkasını dönüp bir adım atmıştı ki

İmothep: Erlik bu Tengri’nin beklediği kişi.

Erlik arkasını döndü ve gözüyle Mergen’i süzdü.

Erlik: Tengri’nin bununla ne işi var. Emin misin?

İmothep: Evet.

Erlik: Tamam içeri al o zaman benim işim. Ne olursa olsun sakın yanından ayrılma. Sakın..

Mergen derin bir nefes almıştı. İmothep’in kendisine iyilik mi yoksa kötülük mü yaptığını anlayamadı. Korktuğunu belli etmemeye çalışarak İmothep’i takip ediyordu. İmothep’in ardından açılan kapıdan içeri girdi. İçeride Kabala örgütünün lideri Tengri vardı. Oda oldukça karanlıktı ve Tengri’nin yüzü görünmüyor sadece sesi duyuluyordu.

Tengri: Sonsuz “Kök Tengri’nin” (mavi Gök’ün) dileğiyle. Kimsin?

Tengri oldukça güçlü karekterli bir adamdı ve bazı özellikleri tüm düşmanları tarafından biliniyordu. Cümlelerine hep ” Sonsuz “Kök Tengri’nin” (mavi Gök’ün) dileğiyle.” cümlesi ile başlardı. Mergen karşısında doğru kişinin olduğundan emin bir şekilde konuşmaya başladı.

Mergen: M.

Tengri: Neden geldin?

Mergen: Beni Elçi gönderdi.

Tengri: Elçi kim?

Mergen: Siz biliyorsunuz.

Tengri: Ne istiyorsun?

Mergen: İstediklerinizi vermeyi.

Tengri: Ne istediğimi biliyor musun?

Mergen: Benim verebileceklerimi.

Tengri: Bana ne verebilirsin.

Mergen: Benden başkasının veremeyeceği şeyleri.

Masasında bir ışık yandı hafif yüzü aydınlandı ama yinede tam olarak belli olmuyordu. Mergen daha net görmek için gözlerini kıstı fakat Tengri geri yaslanınca yine yüzünün bir kısmı karanlığa gömüldü. Mergen gördüğü kişiyi bir yerden hatırlıyordu.

Tengri: Bunu sadece Elçi yapabilir. Senin Bay M olduğunu sanıyordum.

Mergen: Bay M’den çok daha fazlasıyım.

Tengri: Evet evet… Bunu görebiliyorum. Yerimizi buldun adamlarımı atlattın içeri girdin beni gördün, istihbaratın oldukça güçlü olmalı ama seni yaşatmak için bir nedenim yok öldürmek içinse gördüğün gibi bir çok nedenim var.

Mergen: Öyleyse tetiği çekin.

Tengri: Ölmek mi istiyorsun? Neden?

Mergen: Çünkü beni Elçi gönderdi.

Tengri: Seni kimin gönderdiği umurumda değil.

Mergen: O zaman sohbetimizi bitirmek zorundayız.

Tengri: Doğru dedin. Continue reading

Cennet Parçası – Bölüm 7

Bekçi: Hoş geldiniz efendim içeri mi girmek istiyorsunuz?

Mergen: Evet bir sakıncası mı var?

Bekçi: Yok efendim ne sakıncası olabilir ki.. Yalnız bu içerideki bilgisayar…

Mergen birden korktu. Telaşlı bir tonda

Mergen: Evet ne olmuş bilgisayara…?

Bekçi: Garip bir böyle değişik, sonlandırmaya çalışıyor beni.

Mergen(gülerek): Tamam tamam hallederiz şu kapıyı açta.

Mergen içeri girdiğinde onu bilgisayar yerine İçerik Yöneticisi karşıladı.

İçerik Yöneticisi: Efendim hoş geldiniz. İsterseniz Bekçi’yi kapatabilirim.

Mergen: Neden?

İçerik Yöneticisi: Efendim siz onu çalışırken kimse sizi rahatsız etmesin diye yapmıştınız. Şuanda herkes epeyce meşgul.

Mergen: Önemli değil. Bu yüzük ne peki?

İçerik Yöneticisi: Efendim onu size getirmesi için Tuğ’a ben haber verdim.

Mergen: Ne işe yarıyor peki

İçerik Yöneticisi: Sadece sizin duyabileceğiniz şekilde ayarlanmış bir yüzüktür efendim. Sizin frekansınızda ses ve ışık yayar böylece sizinle iletişime geçebilirim. Sizde aynı şekilde bana ulaşabilirsiniz.

Mergen: Başkası bunu eline geçirirse?

İçerik Yöneticisi: Merak etmeyin bir şey yapamaz efendim. İnsanların duyduğu ses frekansı doğadaki seslerin çok küçük bir kısmını kapsar bildiğiniz üzere. Bilmediğiniz ise her insanın belli bir frekansa duyma organının uyarıldığı. Bunu siz keşfettiniz. Yani yüzükten çıkan sesi yalnızca sizin kulağınız duyabilir. Sizin eserlerinizden biri efendim.

Mergen: Ben mi? Nasıl keşfettim böyle bir şeyi, biyolojiyle de mi ilgileniyorum.

İçerik Yöneticisi: Efendim Cennet Parçası projesi kapsamında geliştirdiğiniz bir şey. Bir nanoteknoloji ürünü. Günümüzün bilimsel bulguları ışığında geliştirilmesi imkansız bir yüzüktür. Üzerindeki nanoorganizmalar sayesinde sizin vücudunuzun bir parçası gibi çalışıyor teninize temas etmediğinde ise sıradan bir yüzük.

Mergen: İmkansızsa ben nasıl geliştirebildim.

İçerik Yöneticisi: Bilmiyorum efendim. Cevabını siz biliyorsunuz.

Mergen: Bütün özelliği bu mu? Ya da neyse biraz sonra İsimsiz buraya gelecek.

İçerik Yöneticisi: Biliyorum efendim yola çıktı bile.

Mergen: Nerden biliyorsun?

İçerik Yöneticisi: Efendim tüm sistemler bana bağlı ve içinde bulunduğumuz yer sensörlerle dolu.

Mergen: Bekçi İsimsiz’i içeri alıyor mu?

İçerik Yöneticisi: Size soracaktır efendim. İzleyebilirsiniz.

İsimsiz kapıya geldiğinde Bekçi kapıda volta atıyordu. İçeride ise Mergen onları izliyordu.

Bekçi: Hoş geldiniz?

İsimsiz:…

Bekçi: Bir şey mi istediniz?

İsimsiz:…

Bekçi: Konuşmayacaksanız burada uzaklaşın.

İsimsiz cebinden bir çeşit giriş kartını çıkartarak kapıdaki okuyucuya okuttu. Bu kart sayesinde Bekçi Mergen’e İsimsiz’in geldiğini haber vermek zorunda kaldı.

Bekçi: Efendim dışarıda biri var içeri giriş için yetki istiyor. Adı İsimsiz.

Mergen: İçeri alabilirsin.

İsimsiz içeri girdi dosyayı Mergen’e uzattı ve gözlerine doğru baktı.

Mergen: Seninle nasıl konuşacağımı bilmiyorum, adını bilmiyorum. Şifre lazımmış onu da bilmiyorum. Keşke bir yerlere bunun içinde bir ipucu bıraksaydım.

İsimsiz kolunu dirsekleri 90 derece olacak şekilde öne doğru kaldırdı ve bileklerini yukarı çevirdi. Aynı hareketi Mergen’de yaptı ve sonra kolundaki dövmesi aklına geldi ve istemsiz bir şekilde okudu.

Mergen: Elçi: CennetinParçasıİçin

İsimsiz arkasını dönmüş yüzün açıyordu aynı zamanda Mergen’in parmağındaki yüzükten bir takım sesler geliyor.

Ses Taraması – Onaylandı
Doku Taraması – Onaylandı
Nabız – Onaylandı
Vücut Isısı – Onaylandı
Giriş Yapan Kullanıcı: Mergen

İsimsiz yüzünü tamamen açtığında arkası dönüktü. Mergen heyecanlandı. İsimsiz başını saran bandajları açtıkça ensesine doğru uzun sarı saçlar düşüyordu. Bunlar erkek saçına benzemiyordu, bandajların tamamını açtığında beline kadar uzanan altın sarısı düz saçlar Mergen’i oldukça şaşırtmıştı. Arkasını dönerken;

İsimsiz: Adım Akilya. Continue reading

Cennet Parçası – Bölüm 6

Nep: Nedir efendim? Lütfen iyi düşünün bu son şansımız olabilir.

Mergen elini çenesine götürdü ve biraz düşündü.Gözlerini kapadı.

Mergen: Ben doğru söylemem.

PC: Bay M doğru cevap verdiniz. Size ipucunu verebilmem için yalnız olmanız gerekiyor.

Nep: Neden?

PC: Bay M’nin kesin emri.

Nep: Tamam biz hemen dışarıdayız efendim bir şey olursa seslenmeniz yeter.

Herkes dışarı çıktıktan sonra bilgisayar konuşmaya başladı.

PC: Söyle bana O hangi yaratıktır ki bir süre iki ayak üzerinde, bir süre üç, bir süre de dört ayakla yürür ve de, doğa yasalarına aykırı olarak, ayakları en çok olduğu zaman güçsüzdür?

Mergen böyle bir şeyi hiç beklemiyordu. Durdu biraz, düşündü kafası epey karışmış gibiydi. Başını sağa sola çevirip volta atarken duvardaki parlaklığı fark etti. Duvarda belli bölgeler de çizilmiş hafif parlak sütunlar vardı ve görmek oldukça zordu. Biraz inceledi fakat bir anlamı yoktu. Elini duvarda gezdirirken bir çeşit düğme fark etti ve bastı. Duvarda yansıyan mor ötesi ışık ile birlikte sütun şekiller kuyruğu olan çirkin, kanatlı bir insan şeklini aldı.Düğmeye bir kaç kere basarak şekilleri tekrar tekrar kontrol etti sonunda kafasında bir şeyler oluşuyordu. Sütunlar Yunan mitolojisini temsil ediyordu. Birden düşündü… ” Evet kesinlikle o olmalı.. Oidipus, kehanet nasıldı?(Eliyle çenesini sıvazlayarak) Babasını öldürmüş kendi ülkesine gittiğinde bu bilmece ona sorulmuştu ve kral ilan edilip annesiyle evlenmişti. Bilmece ona sorulduğunda doğru cevabı bildiği için kral ilan ediliyordu.”

Mergen: İnsan… Dedi kendinden emin olmayan bir ses tonuyla.

PC: Doğru cevap efendim. Hoş geldiniz. Gösterilmesi için programlanmış bir videonuz var.

Mergen:(Şaşkınlıkla) Göster, diyebildi.

Mergen bilgisayarın karşısına doğru yürürken odanın ışıkları söndü, kapılar kilitlendi ve bütün şifreler otomatik olarak değiştirildi. Diğer tüm sistemler kapatıldı Mergen olanların şaşkınlığını yaşarken bilgisayar, Mergen ile kendisini bir daire içine alarak dışarıdan bakanlar için farklı bir görüntü oluşturdu. Böylece Mergen’nin gördüklerini kimse göremeyecekti, dışarıdan bakanlar sadece Mergen’i bilgisayar karşısındaki koltukta oturuyor olarak görecekti.

Mergen: Bunlarda ne, neler oluyor?

PC: Efendim parolayı söylediğiniz için güvenlik sistemi devreye alındı.

Odada bunlar olurken dışarıda ışıkların söndüğünü gören Nep ve Dante içeri girmek istediler. Dante şifreyi girdi fakat karşısına kırmızı bir hologram çıktı.

Hologram: Mergen şuanda rahatsız edilmek istemiyor. Notunuz varsa ben iletebilirim.

Bu hologram bilgisayar tarafından devreye alınan güvenlik sisteminin bir parçasıydı tabi ki. Dante bir kaç farklı şifre denese de karşısına hep aynı hologramik koruma çıkıyordu ve her defasında farklı bir cevap veriyordu. Ne kadar farklı şifre denese de kapıyı açmak imkansızdı çünkü bütün şifreler bilgisayar tarafından değiştirilmişti ve her 20 saniyede bir tekrar değiştiriliyordu. Dante ısrarla denemeye devam etse de Hologramın alaycı cevaplarına maruz kalıyordu.” Yaz söylüyorum şifreyi, Bir sayıda ben söyleyebilir miyim, Evde yokum, Sahip dinleniyor, Damsız almıyoruz”. Bir süre sonra Ekibin geri kalanı da kapıya toplandı ve ellerinden gelen hiç bir şey yoktu. Nep Danteye;

Nep: İçeride ne oluyor? Hologram lafa girdi.

Hologram: Gizli bilgi. Bu konuda konuşmaya yetkiniz yok.

Nep: Adın ne senin?

Hologram: Bekçi. 72. Nesil güvenlik yazılımı.

Nep: 72. nesil mi? Mergen uzun süre üzerinde çalışmış kimse fark etmedi mi? Her neyse (telsize) Bekçi sonlandırılsın.

Bekçi: Maalesef buna yetkiniz yok. Ben farklı sisteme bağlıyım.

Dante: Efendim şimdi ne yapacağız?

Bekçi: (alaycı bir şekilde)Şuanda en yetkili benim Buna mı efendim diyorsun?

Tüm ekip sessizce olacakları bekliyordu. Herkesin içinde şüphe vardı Mergen’in ne yaptığını bildiğini ummaktan başka ellerinden bir şey gelmiyordu. Dante ara sıra şifreler denese de Bekçi her defasında giriş iznini reddediyordu.

Odada Mergen bilgisayarın karşısına oturmuş bilgisayarın videoyu hazırlamasını bekliyordu. Ama video barı dolduğunda video açılmadı. Bilgisayarın klavyesi platforma girdi ve yerine parmak izi kontrolüne benzer bir sistem çıktı.

Mergen: Buda ne şimdi,video nerde?

PC: Efendim sol elinizin işaret, orta ve serçe parmağınızı taratın.

Kapıda ise Dante ve Nep denemekten vazgeçmiyordu fakat Bekçi onlara her defasında geri çeviriyordu. Sonunda Nep daha fazla dayanamadı. Telsize;

Nep: Tuğ ben Nep.
Tuğ: Dinliyorum.
Nep: Bir sorunumuz var.
Tuğ:Dinliyorum.
Nep: Mergen iç….
Tuğ: (lafını keserek) Geliyorum.

Mergen ise içeride bilgisayar ile uğraşıyordur.

Mergen: Altı üstü bir video göstereceksin bu kadar güvenlik sistemini niye devreye aldın ki?

PC: Efendim bu güvenlik sistemlerinin açılmasını siz emrettiniz. Uygun anahtarları yerlerine yerleştirdiğiniz de -ki bunu az önce yaptınız- tüm bu güvenlik sistemlerinin devreye alınması emrini vermiştiniz. Video olarak tanımladığınız şey aslında bir program. Bu program Cennet Parçası projesinin temel savunma sistemidir ve projeye karşı bir tehdit oluştuğunda sistemi aktif edecektiniz. Bunun için yetkili tek kişi sizsiniz. Duvarda gördüğünüz ipucunu diğer ekip üyeleri de görmüştü fakat her kelime, her resim farklı insanlarda farklı şeyleri sembolize eder. Sizdeki çağrışımı ipucunu bulmanızı sağladı. Bu programın adı “Elçi’nin Kalkanı”. Şifreyi de az önce parmaklarınızı kullanarak girdiğiniz.

Mergen: Peki projeye karşı bir tehdit olursa programı aktif edeceğimi söyledin şuan bir tehdit mi var yani? Hem o Doktor denen adam parmaklarımı kesseydi ne olacaktı?

PC: Efendim, saldırı olup olmadığını siz biliyorsunuz. Temel savunma sistemini devreye aldığınıza göre bir bildiğiniz vardır. İpucunun cevabı olan “insan” kelimesi programın özel girişidir. Sesinize özel olarak tonlanmıştır ve bunu farklı birinin söylemesi hiç bir şeyi değiştirmezdi. Parmaklarınız olmasa bile sistemi aktif edebilirdiniz.

Mergen: Bunların hepsini ben mi yaptım.

PC: Aslına bakarsanız efendim bunu hazırlayan kişi General’di.

Mergen’in kafası iyice karışmıştı olan bitene bir türlü anlam veremiyordu. Bir de General diye biri çıkmıştı. Karşısında ki şey her neyse bilmiyordu ama bilgisayar olması imkan yok diye aklından geçirdi.

Mergen: Bana söylediğin her şey.. Bunları nerden biliyorsun, nasıl bilebiliyorsun?

PC: Efendim, Temel Güvenlik Sistemi’ni kurarken olacakları öngörerek bir kaç alternatif senaryo hazırladınız. Olası muhtemel tehditlere karşı oluşturduğunuz bu senaryolar gereği alabileceğiniz önlemleri biliyordunuz. Bu konuşmamız o önlemlerden sadece biridir. Bir hafıza kaybı durumunda bilmek isteyeceğiniz her şeyi yalnızca sizin öğrenebileceğiniz şekilde sakladınız ve şimdi onları tek tek keşfediyorsunuz.

Mergen: Hafızamı kaybedebileceğimi öngörüp bir hatırlatma programı mı hazırladım kendime?

PC: Kesinlikle efendim.

Mergen: Neden hafızamı kaybetmeme engel olacakken kaybedip tekrar bulmayı seçmiş olabilirim.

PC: Arkanıza baktığınızda karanlık olması şuan aydınlıkta olduğunuz gösterir, efendim.

Mergen birden gülmeye başladı, öğrendiği tüm bu şeyler ona fazla gelmişti. Hareketleri ve psikolojisi değişti. Kendine olan güvenini kaybetti ve karamsar düşüncelere daldı. Bilgisayar ruh halindeki ve fiziksel hareketlerinde ki değişiklikleri fark edince Mergen’i oturduğu koltuğa bağladı ve koltuğun etrafından çıkan robot kollar yardımıyla Mergen’i bir çeşit ağa bağladı.

PC: Mergen

Mergen: Evet.. Continue reading